İpucu içerir.
Ne zaman "Nefes Nefese" kalırsınız? Bir yanınızda size muhtaç çocuğunuz, diğer yanınızda ise sırf dini yüzünden karşıdan gelen askerlerin tutsaklığına maruz bırakılacak olan eşiniz varsa "Nefes Nefese" kalır mısınız?
Kitap işte tam da böyle bir zamanı ele alıyor. 2. Dünya Savaşı dönemindeki yaşanmışlıklar, hissedilenler, görüşler, siyasi kararlar, aile işleri, evlilik, aşk, din gibi birçok konuyu 360 sayfaya sığdırabilen Ayşe Kulin'e buradan sevgilerimle...
Ayrıca kitaptaki karakterler de Veda ve Umut kitabındaki karakterlerin tıpatıp aynısı. Sadece isimler farklı. Nefes Nefese, Veda ve Umut kitabından önce yazılsa da ben Nefes Nefeseyi çok daha sonra okudum. Çok sonra okumaktan da oldukça mesudum. Çünkü Veda kitabındaki anlatım ve Karakterler beni benden almıştı. Beni benden alan bir romanı tekrar okumak gibi hissettiğim de oldu, devamını okumak gibi hissettiğim de oldu.
Kitaptaki canım karakter "Selva" Umut kitabında da tamamiyle sevdiğim "Sabahat". Sevdiğim karakterlerle tekrar buluşmak beni benden aldı diyebilirim. Kendime en yakın bulduğum karakteri de bu kitapta bulabildim. Özgürlük anlayışı yönüyle Selva tamamiyle bir ben gibi. Kadın olması beni onun düşüncelerine benzemekten alıkoyamaz. En sevdiğim yazarların birinin kitabında, kendime en yakın karakteri bulmak da daha başka bir mutluluk.
Biraz da kitaba değinecek olursak; Kitap, arka kapağında da belirtildiği gibi 2. Dünya savaşı sırasında tarafsızlığı sayesinde,
Almanlar ve Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürüyen Türkleri konu almıştır. Ailesi, Selva'nın sevdiği adamı dininden dolayı kabul etmezler ve Selva ve Rafo da çareyi Fransaya gitmekte bulur. Çok sevdiği kocasının dininden dolayı kabul edilmeyişinin her zaman sitemini taşıyan Selva Fransa'da tüm zorluklara rağmen onu kabul etmeyen ailesinin yanına dönmez. Dönemin zorlukları arttıkça Rafo da tehlikeye bir hayli girmiştir. Bu nedenle de zamanında terk ettiği ama burnunda tüten güzel topraklarına geri döner.
Kitabın en kısa anlatımının bu olduğunu düşünüyorum. Ama yazdıklarım çekici gelmezse diye bir de şu satırları ekleyeceğim; Kitaptaki kalem olağanüstü. Bir sayfada, konular 3 farklı zamanda işleniyor ve bu mükemmellikle hissettiriliyor. Her 3 paragrafta farklı farklı yerlerde farklı farklı zamanlarda da bulunsanız asıl bahsedilen zamanın ne olduğunu unutmuyorsunuz. Bunu aksettirebilmek zorken bir de siyasi olaylara yer verilen sayfalar, emekler var. Ayşe Kulin'in kitabı yazmadan önce ne kadar çok bilgi topladığını okudukça görüyorsunuz. Tüm araştırmaları yaptıktan sonra bir de birinci ağızlardan tüm her şeyi dinleyen Ayşe Kulin bu yaşanmışlıkları romanına çok farklı bir kalemle işlemiş. Daha fazla nasıl övebilirim bilmiyorum. Eğer kitap yokluğundaysanız çıkın dışarıya ve hiç tereddüt etmeden bu kitabı alın. Okunulası bir kitap çünkü.