Sandram Brown'un kaleminden okuduğum ikinci kitap. Konusu; Chase evli bir adamdır. Eşi Tanya seçtiği evi görmek için Emlakçı Marcie ile yola çıkarlar ama trafik canavarı birisi yüzünden Tanya ve hamile olduğu çocuğu ölür. Chase bunun verdiği yıkımla uzun süre kendine gelemez. Marcie ise Chase ile çocukluktan beri tanışıyorlardır ve onu seviyordur. Chase'nin eşinin ölümüyle kendisi hep vicdan azabı çeker eline geçen fırsatlar bunu telafi etmeye çalışır. Chase ve Marcie tesadüfen redeo yarışında bir kazayla karşılaşır ve bundan sonra yolları hep aynı yöndedir. Chase hala eşini ve çocuğunu kaybetmenin verdiği üzüntüyle yırtıcıdır her şeye ve herkese saldırır. Marcie ise ona hep yardım etmek ister ama ikiside birbiriyle kavga etmeden duramazlar. Chase'nin babadan kalma iş yeri olan 'Tyler Sondaj'ı kardeşi Lucky'i ile işletirler ama işleri pekte parlak değildir ve acilen paraya ihtiyaçları vardır. Burada yine Marcie ortaya çıkıyor ve Chase şaşırtıcı bir teklif sunuyor.
Chase ve Marcie'nin hep kavga etmelerini okumaktan bir yerden sonra sıkıldım açıkçası.
Chase yaralı bir adam olabilir ama Marcie ile olan evlilikleri ne kadar çıkar ilişkisine göre olsa da Marcie olan davranışları çok yanlıştı.
Ve özellikle Marcie'nin telefon sapığı kitaba mecare ve merak hissi uyandırdı. Sapığın kim olduğunu öğrenince ben çok şaşırdım çünkü o kişi olabileceğini tahmin etmiyordum.
Kitapta üzerinde durulması gereken yerler çok çabuk geçilmiş. Ve yazar bakış açılarını anlatırken bir karakterden bir karaktere atlamış bu beni okurken yordu. Son sayfaları okumaktan zevk aldım.