9/10
·68 syf.··
2018 33. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2018 16:19
Bilinmeyen bir kadının mektuplarınan oluşan bu kitap, beni çok derinden etkiledi. Öncelikle kitapta ismi geçmeyen kadın, duygularını o kadar iyi döke bilmiş ki satırlara, bunu kimisi acıtasyon yapmış kadın diye yorumluyo. Niye hissedilen, yaşanılan acılar kelimelere dökülünce, bunun adı acıtasyon oluyor. Hissedilen, yaşanılan acıları kelimelere dökmeğin adı acıtasyon oluyorsa, kimse yaşadığı acılarını kelimelere dökmesin o zaman. Kimileri abartmış kadın diyor, bu abartma değil arkadaşlar, sadece duygularını satırlara ustaca döke bilmektir. Ben kadının duygu dolu satırlarını okurken, hiç bitmesin istedim o satırlar, Ama malesef bitti. Kitap çok duygu dolu, sayfaların nasıl bittiğini anlamıycağınız kadar akışkan ilerleyen, sürükleyici bir kitap. Kitabın sayfaları bana az gelsede, tadında bırakılmış aslında kitap. Herkeze önere biliceğim harika bir kitap oldu bu kitap benim için. O duygu dolu satırları, en iyi kadınların hisedebiliceğini düşünüyorum. O yüzden en çok bayanlara, öneriyorum bu kitabı. SPOİLER Nerden başlanır ki bu hikayeyi anlatmaya. Nasıl ifade edile bilirki bilinmeyen bir kadının, yaşadıklarını, onu en iyi onun diliyle anlatıcam size. “ama, dediğim gibi, yalnızca sezebilirsin, fakat asla bütünüyle bilemezsin, sevgilim.” Evet yalnızca seze biliriz, asla bütünüyle anlyamayız o kadının yaşadıklarını. Bir kadın nasıl her haliyle seve bile biler ki? Evet her haliyle dedim çünkü sözünü etiğimiz kadın, kitapta ismi R. Diye geçen yazarı, her haliyle sevmiş. Çocuk haliyle sevmiş, kendini yeni yeni tanımağa başladığı, genç haliyle sevmiş, ve tam anlamıyla kadın olduğu haliyle de sevmiş, ve bir anne haliyle de sevmeye devam etmiş. 13 yaşında hayranlıkla başlayan, bu aşk hikayesinden söz edelim gelin biraz. 13 yaşında bir çocuk tarafından nasıl sevile bilir ki bir insan? 13 yaşında ki bir çocuk tarafından hissedilen sadece hayranlık, beğeni olur zaten. Öylede olmuş. Adamın yaşam düzenine, kitaplarına hayran oluyor ilk bu kız çocuğu. Sonra daha yüzünü görmeden hayran olduğu kişinin yüzünü hayal etmeye çalışır. Hayalinde uzun sakallı, yaşlı bir adam hayal eder. Ama onu gördüğünde, tüm bilinç altındaki tahmin etiği o kişi alt üst olur. Çünkü karşısında hayal bile edemiyeceği güzellikte birini görür. O adamı çocukca bir hayranlıkla tam 16 yaşına kadar, ondan kaçarak sever bu kız onu. Dışarıda bahçede camının yanan ışığını gözetleyerek, tüm görüştüğü kişileri, kadınları gözetleyerek, ezberleyerek sever. Evet kadınlar dedim, o an o çocuk için bir problem teşkil etmeyen kadınlar. Nasıl problem teşkil ede bilir ki? O daha bir çocuk. dediğim gibi hayranlıkla başlar bu hikaye... 16 yaşına kadar devam etmekte olan bu hayranlık, sonradan sevgiye dönüşür. 16 yaşında istemeden de olsa ayrı düşüyüyor bu kadın R. Den. Başka bir şehire taşınıyor annesinin zoruyla. Ve tam 2 sene boyunca, hiç görmeden de sevmeye devam eder bu kişiyi. Artık bir çocuk değil, artık bir genç kız bu kadın, yanına kimseyi yaklaştırmadan, dış dünyayla bağlantısını kopararak sevmeye devam eder. “İki yıl yaşadığım o küçük şehirde on sokağı bile tanımadığıma inanabilir misin sevgilim?” Ve 2 sene sonra, sonunda geri döner kalbini bıraktığı şehire. Sonun da bir gün fark edilir R. Tarafından bu genç kız. Ama tanınmadan. Kendini, bedenini teslim ettiği o geceden sonra bekler, R. Nin aramasını ulaşmasını ona ama bu olmaz. “İki ay boyunca her gün sordum ... fakat hayır, bekleyişlerden, çaresizlikten kaynaklanan bu cehennem azabını sana anlatmamın bir anlamı yok.” Bütün bunları anlatırken şöyle der kadın; “Seni suçlamıyorum. Seni sen kim isen o olarak seviyorum.” Ve R. Nin hiç haberi olmadan ondan bir çocuk dünyaya getirir. Neden mi? Onuda şöyle açıklıyor kadın ; “seni, hayatının gittikçe serpilip geliştiğini damarlarımda hissedebiliyordum, seni besleyebiliyor, susuzluğunu giderebiliyordum, ruhumda yakıcı bir arzu uyandığında seni okşayabilir, öpebilirdim. Görüyor musun sevgilim, işte bu yüzden çok mutlu olmuştum senden bir çocuğum olacağını anladığımda, bunu o yüzden senden saklamıştım: çünkü şimdi artık benden kaçamazdın.” Mektup şöyle başlar; “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” Ve şöyle ifade eder kendisini; “Sadece bir defa seninle konuşmak zorundaydım –ondan sonra yine dilsiz olarak karanlığıma geri döneceğim, yanında hep dilsiz kaldığım gibi.” Ve kadın o karanlıkta kaybolur...
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,5bin okunma
··
16 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kadının aşkını bir türlü kendimde yorumlayamıyorum. Ne kadar içli bir aşk olsa da bana gurursuzluk hissi uyandırıyor. Ama tabii ki gönül meselesi tercihler farklı olabiliyor. Kaleminize sağlık.
Bence bir kadının aşkı nasıl yaşadığını, aşkı uğruna neler yaptığını ve yapabileceğini anlatan mükemmel bir kitap ve ben bu kitabı kadınlara değil de erkeklere öneriyorum. Bir kadın aşkı nasıl yaşadığını bilir ama bir erkek bir kadının aşkı nasıl yaşadığını bilemez bu yüzden erkekler okumalı bu kitabı kadınların aşkını daha iyi anlayabilmek amacıyla.
Kaleminize emeğinize sağlık güzel bir inceleme olmuş:)
Okur sever ))
Gönderi Sahibi
Herkesin karakteri farklı olduğu için, kadının bazı haraketleri, aykırı gele bilir insana. Teşekürler :)
Okur sever ))
Gönderi Sahibi
Çok güzel bir yorum yapmısınız👏
Reklam
Okur sever ))
Gönderi Sahibi
Anlaşılmayı umuyoruz.
Okur sever ))
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler ☺️