Altın vuruş değil benimkisi, ALTIN KURTULUŞ...
Hikayenin en can alıcı cümlesi bence yine bir Canan Tan ve yine lise yıllarıma damgasını vurmuş bir kitabı. Bu kitap benim hayatımda olmazsa olmaz okunması gerekenler listesinde. Özellikle lise çağlarında tüm gençlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Uyuşturucu bağımlılığını o kadar güzel ele almış ki, esrarla başlayıp eroine doğru gidip, sonunda altın vuruşla son bulan bir hayatın hikayesi.
Kitap Boğaziçi Üniversitesini kazanan bir gencin İstanbulun o büyülü dünyasına girip farkında olmadan bataklığa sürüklenişini çok olağan bir konuyla anlatıyor. Konu o kadar olağan ki en yakınınızda dahi tanık olacağınız sıradan bir hikaye. Aslında herkesin karşılaştığı ama kabullenemediği bir gerçeğe başkasının gözüyle tanık olmanızı sağlıyor.
Eros dedim sana! Aşk tanrım oldun benim. Mutluydum kollarında... Beni dansa kaldırdığında, geri çeviremedim; tam tersine havalara uçtum sevincimden... Ayaklarımızın uyumu harikaydı. Bana bırakmıştın kendini, istediğim gibi yönetebiliyordum seni. Hep böyle sürecek sandım...