Gönderi

Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2019 20:54
Merhabalar :) totaliter bir ülkeye hapsolmuş biri olarak karşınızdayım. Fahrenhayt 451 bilim kurgu klasiklerinden biri olan kitabımızı biliyoruz. Bilmesek dahi adına bir aşinalık duyuyoruz. Ben bu kitabı okurken Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde bir hastamın bende bıraktığı şaşkınlıkla bağlantı kurdum istemeden. Şizofreni demek için sanrısı eksik olan, bipolar bozukluk demek içinde manik evresinde eksiklikleri olan hastamın, öyküsünü alırken çok sağlıklı bir iletişim kurmuştuk ya da ben öyle düşünüyordum. Kendisi için kendisiyle konuşurken edindiğim bilgilerin, hasta dosyasına bakınca hepsinin hayal ürünü olduğunu öğrendim. İnsanların kafasındaki gerçekle nasıl da kusursuzca birlikte yaşadığını gördüm. Her anlattığı anısını yaşanmış bir gerçek gibi bana sunarken, birkaç saat sonra dosyasına bakıp hastalığını öğrenince. Kaydettiğim nottan sadece isminin ve mesleğinin gerçek bilgiler olarak elimde kalması bende unutulmaz bir tecrübe olarak yer etti. O zamanlar tabi acemilik ve hasta dosyalarının bulunduğu odadaki tadilattan dolayı dosyasına geç ulaşmanın bende ön hazırlık olmadan, ne istediğini bilmeden sadece sohbet niteliği taşıyan bir konuşmadan farkı olmadığını söylemek gerekir. Bu kitabı okurken de aynı şeyi yaşadım diyebilirim. Kendisiyle ilgili hiçbir bilgi edinmeden sarıldım bu kitaba. Okudukça İlerleyen sayfalarda bunlar eminim bu adamın sanrısı ve halüsinasyon görmeli diyordum ya da çoklu kişilik bozukluğu var ve kendi içinde bastırdığı kişiliklerle savaş halinde. Clarisse McClellan ın yolda kendisine eşlik edip beynindeki dürtüleri hareketlendirip, sorgulayan bir beyine dönüşümüne sebep olurken ortadan kaybolması. Faber le kulağına taktığı kapsülle irtibat kurmaları ve zor zamanlarında ortaya çıkması. Yüzbaşı Beatty in, Montag ın Faber den kazandığı gerçeklere ters düşmesi ve bunu yaparken etkileyici bir ikna gücünün olması bende Montag in içinde bastırdığı kişilikleri karşılar nitelikteydi. Hepimizin içinde dışarıdaki dünyaya karşı gerçekleri kulağımıza fısıldayan bir yanımız olduğu gibi karşımızda dimdik ayakta duran inanmak istediğimiz yalanları unutmamak gerekir :) Bu kitap benim için buydu. Şimdi benden çıkıp kitaba gelirsek Ray Bradbury, 1953 yılında eline aldığı bu eserde sizi günümüz dünyasında düşünmeye teşvik ediyor. İtfaiyecilerin çıkan yangınları söndürmek yerine kendilerine ters düşen yerleri alevlendirmek için başta kitapları yakmaları kitabımızdaki ana olayların başında gelir. Televizyonların izleyicileri esir aldığı interaktif bir yapı, korku politikasının hüküm sürdüğü egemenler idaresi ve benlik yoksunu olan insanlar. Size de tanıdık geldi değil mi? Korkmayın. Liberalizm adı altında bize dayatılanlar coğrafyasının ürünü bunlar. Kolektivizmin, toplumsal bilincin ve duyarlılığın sona yaklaştığı, bireylerin tek tipleştirildiği, özgürlük kavramının sadece tükettiklerimizle sınırlı kalması, buna karşı bilinçlerin ötekileştirildiği, zihni hür bedeni tutsak olanlarla, bedeni hür zihni tutsak olanların dünyası. Kahramanımız Clarisse sorgulayan ve düşünen bilincin temsilcisi. Montag ise distopik düzenin koruyucusu. Clarisse nin Montag ın beynine tohum ekmesi ve filizlenmesiyle başladı her şey. Ve Eski demir yolunda yürürken özgür benliğinin açığa çıkarmasıyla son buldu. Hadi okuyucu arkadaş sana sesleniyorum. Kitabımızın yapraklarını özgürleştirelim :)
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
·
12 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel bir değerlendirme olmuş. Okuyunca aklıma nedense Joseph Goeebbels ve John locke geliyor ve küfür etmek istemiyorum. Ayrıca Locke,un hayatının dönüm noktası olan Lord Ashley ile tanışması zihnimde canlandı nedense😉