Ocak Ayı Hikâye Etkinliği / Yitip Gidenler
"Kar neden yağar, kar?" Bunu daha önce birisi sormuştu, kimdi hatırlıyor musun? Hatırlamıyorsun. Hafızan eskisi kadar iyi değil ve ne zaman ona başvursan verdiği cevapları güvenilir bulmuyorsun. Haklısın da... Hafıza kadar yanıltıcı çok az şey var hayatta. Sahip olduğun yegâne şey belki de, yine de o bile bir zaman sonra sırtını döndü işte sana. En son ne zaman izlemiştin karın böyle güzel yağdığını? Kızın ve torunların sömestre tatilinde seni ziyarete geldiğinde mi? Kartopu da oynamış mıydın torunlarla? Hani sert atmaya kıyamazdın da canları acımasın diye sırtlarına atardın yumuşakça. Onlar da bir olup güçlerinin yettiğince saldırırlardı sana hani... Bir süre sonra yorulup nefes nefese olduğun yere çökerdin de çocuklar üstüne atlardı. Senin "haydi kardan adam yapalım" lafınla sevinçten eve fırlayıp havuç ve zeytin getirirlerdi. Daha sonra etrafta ne kadar kar varsa toplayıp önüne yığarlardı, sen de onları birleştirip kardan adama can verirdin. Yeterince büyük ve sağlam olduğuna kanaat getirdiğinde, onların son dokunuşları yapması için havucu ve zeytini ellerine tutuştururdun. Onlar da büyük bir heyecanla ve sanatçı titizliğiyle gözlerini ve burnunu yerleştirirlerdi kardan adamın. Şaheserinize uzun süre hayran hayran baktıktan sonra, kızının "yemek hazır" diye çağırmasıyla eve girerdiniz. Yemekte, yaptıklarınızı ballandıra ballandıra anlatırken bir daha yaşamış kadar olurdunuz. Yemek bitiminde kızın, "baba hadi bize sobada kestane yap" derdi ve bir koşu mutfağa gidip kestaneleri suya koyardın. Sen kestaneleri çizerken torunların seni büyülenmişçesine izler, sobanın üstündeki kestaneleri çevirmek için birbiriyle yarışırdı. Pişen kestane kokusuyla birlikte odaya huzur yayılırdı. En son kendini ne zaman bu kadar işe yarar hissettin? Temizlikçi kadın mı sormuştu bu soruyu? Hayır hayır, daha eskiye gitmelisin. Kitap okuduğun zamanlara... Ah! Kitap okuduğun zamanlar... Hani haftasonunun gelmesini iple çekerdin de kahvaltını yapar yapmaz, Sıhhıye'deki sahaflara koşardın. Her birinde dakikalarca kitap karıştırıp, sevdiğin bir yazarın hele ki eski basım bir kitabını bulduysan altın bulmuş gibi sevinirdin. Ellerin toz içinde, koltuğunun altında kitaplar Seğmenler Parkı'nın yolunu tutardın. O kadar beton yığınının arasında cennetten bir köşe gibiydi orası senin için. Ağaçlar, kuşlar, çimenler... Çekirdeğini alıp sohbet etmeye gelenler, kuşların sesi eşliğinde içeceğini yudumlayanlar, çimenlere öylece uzanıp ağaçların arasında kendini gösteren gökyüzünü seyredenler... Sen de kendine bir ağaç gövdesi bulup sırtını yaslayarak saatlerce kitabına dalıp giderdin. Arada bir kafanı kaldırıp etrafında gülüşenlere, bir şeyler atıştıranlara, sohbet edenlere bakışlarınla eşlik ederdin. Sonra bir temiz havayı, bir de kitabın kokusunu içine çekerdin. Satırların arasına girip kaybolurdun tekrar, ta ki güneş ağaç dallarının arasından batışını haber verene kadar... İşte o zaman kafanı kaldırıp selam verirdin sen de ona ve kalkıp yürümeye başlardın Hamamönü'ne doğru. Eski evlerin arasından geçerken ne yiyeceğini düşünürdün. Sonunda bir restoranta oturduğunda kahverengi-beyaz boyalı eski evlerin ve renk renk ışıklandırmaların arasında kendini zamanda yolculuk yapmış gibi hissederdin. Ah evet! Buldun değil mi kimin söylediğini? Evet, o kitap. Cennet'in oğluydu söyleyen, o zaman da çok kafa yormuştun bu soru üzerine. Şimdi de huzurevinde odanda oturmuş dışarda yağan karı izlerken soruyorsun kendine, "kar neden yağar?" Geçmişin izlerini silmek için mi? Üstünü örtmek için mi hatıraların? Unutturmak için mi bütün yaşadıklarını? En iyisi sadece izlemek, dalıp gitmek düşen kar tanelerine, öylece izlemek; düşünmeden, kafa yormadan...
··
30 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık, güzel ve akıcı bir öykü. Hakan yeterince değinmiş zaten teknik konulara. Tema diyecektim, Ankara'daki o kısa arayış da gereken şeyi veriyor. Dil de güzel. Teşekkürler katkınız için.
Lady Godot
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim yorumunuz için :) evet temaya uyum bakımından daha ayrıntılı olabilirdi öz eleştiri yapmak gerekirse ama karakter, hafızası onu yarı yolda bırakmış bir adam olduğundan mazur görülebilir diye düşünüyorum :)