·568 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Mart 2021 12:10 Faruk Duman'ın okuduğum ilk romanı. Daha önce İncir Tarihi adlı romanına başlamış sıkılıp 50. sayfada bırakmıştım. Kitapevinde romanı incelemek için elime aldığımda bir önceki romanından duyduğum tedirginlikle biraz önyargılıydım. Kitabın arka kapak sunuş yazısını okuyup kitaptan açtığım rastgele sayfalardan bir kaçını okuduktan sonra satın almaya karar verdim.
İyi ki de satın alıp okumuşum.
Roman, bir iki sayfalık bölümlerden oluşan, her bölümün sonunda bir sonraki bölümü merak ettiren ve bu şekilde konuyu ve okuma ritmini canlı tutan bir yapıya sahip. Aralara serpiştirilen kısa hikayelerle romanın ana fikrine katkılarda bulunulmuş, yazarın kendine özgü oluşturduğu yazım tekniğiyle şiirsel bir anlatım tarzı oturtulmuş. Metnin içine klasiklerden alıntılar o kadar güzel yedirilmiş ki bir anda başka bir roman mı okuyorum şüphesine düşüyorsunuz.
Yazar romandaki karakterleri öyle uzun uzun anlatma gereği de duymamış ama sırası gelen karakteri bir kaç bölüm sonra çok iyi tanıyor, romanın ilerleyen bölümlerinde "bu da kimdi yahu!" diyerek başa dönme ihtiyacı da hissetmiyorsunuz.
Hikayenin geçtiği coğrafya muhtemelen ülkenin en doğusunda Kış şartlarının çetin geçtiği ve gelişmişlik düzeyi Yakup Kadri'nin Yaban romanında geçen yerlerden farklı değil. Zaten romanın içinde bununla ilgili bolca gönderme mevcut.
Anlatım o kadar güçlü ki kendinizi karlı sahnelerin bolca olduğu bir Nuri Bilge Ceylan film platosunda sanıyorsunuz.
Son söz olarak Faruk Duman'ın "Büyülü Gerçeklik" sınırlarında dolaştığını hatta o dünyaya adım attığını söyleyebiliriz ama bunu desteklemek amacıyla öncelikle yarım bıraktığım İncir Tarihi isimli romanını da sabredip okumam hatta diğer eserlerine de mutlaka göz atmam gerekecek.
Sus Barbatus'un herkese rahatlıkla önerebileceğim ve insanların üzerinde çokça konuşacağı ve tartışacağını düşündüğüm çok güzel bir roman olduğunu iddia ediyorum.
Okuyun göreceksiniz.