·208 syf.····Okunma: 09 Ocak 2019 14:37 Usta yazar Beckett'in üçlemesinin son halkası olan bu romana 'Adlandırılamayan' denmesine rağmen yazar, muhabbet içerisinde bulunduğu kanımca şizofrenik olan seslere, muhabbetin - konuşmanın seyrine ve hatta konuşma içeriklerinin değişim safhalarına göre isimler bulabilmiştir. Sesler derken burada konuşan aslında yazarın kendisidir fakat yazar kendi kendine konuştuğunu kabullenemiyor mu bilmiyorum fakat kendinden gelen sesin karşıdan geldiğini savunuyor. Nasıl anlatsam bilemiyorum, şöyle söyleyeyim; yazar, kendi konuştuğunu - anlattığını başkası anlatıyormuş gibi yapabiliyor, şöyle de söyleyeyim bazı sesler var fakat birileri yok, seslerini duyuyor hareket ettiklerini göremiyor, sonrası şöyle söyleyeyim bedenin sahibi yazar olduğu için sesler de yazarın savunduklarına saygılı olmak durumundalar fakat her zaman da saygılı olmuyorlar. Üç farklı isim kazanıyorlar bu seslerimiz aslında nereden bakarsanız bir kişi var konuşan fakat yine de bu konuşanın yazarın kendisi olduğunu kesinlikle savunamayız. Neyse ney, yazar üçlemesinin bu son kitabını Molloy'dan, Malone'dan sonra yazmıştır haliyle fakat bu sonuncusunu yazmadan evvel araya Godot'yu Beklerken isimli sansasyonel oyunu girmiştir. Benim nacizane düşüncelerime göre yazarın kendisi de Godot'yu bekledikten sonra dahası Vladimir, Estragon, Pozzo ve hatta Lucky gibi tiplemerle tanıştıktan sonra Molloy, Moran, Malone hiç alakalı değil fakat Murphy'den dahi pişmanlık duyar ve bu karakterlerin yetersizliğinden dem vurur. Bu dem vurma görevi Basil isimli şizofrenik sese yüklenmiştir. Ses, bu karakterler hakkında her eleştiriyi çekinmeden yapar, zaman zaman karakterlerin kendileri de dillenmiş gibi olur, hatta uzaktan uzağa yazarı takip bile ederler. Sonra efendim, diğer konuşmacı şizofrenik sesler bunlar; Mahood ve Worm'dur, bunlar insandaki eylemlerin daha doğrusu eylemsizliğin gerekliliğini daha doğrusu gereksizliğini savunurlar daha doğrusu bunu hiç savunmazlar. Genelgeçer dünyanın durumu sorunları, insanların yanlış yollarda olduklarının ispatları gibi şeyleri de belirtmekten geri durmazlar, bu sesler. Ben nacizane, Samuel Beckett hakkında muhtelif eleştiriler - yorumlar okumuş olmama rağmen hiçbir yorumcu - eleştirmen 'kinizm' hakkında bir şey ifade etmemiş. Beckett'in varsa eğer felsefesinin 'Kinizm' felsefesini betimlediğini savunuyorum. Bu ve diğer kitaplarda Beckett'in tamamen 'kinizm' hakkında konuştuğunu görebiliyorum.
Samuel Beckett, muhakkak okumanız gereken bir yazardır. Okumanız dileğiyle...
İyi okumalar...