272 syf.
·7/10
250 sayfalik bir kitap olmasına rağmen bir çırpıda okunan kitaplardan Frankenstein. 1818'de yazılan ve korku edebiyatının ilk örneği olarak gösterilen bu kitabı okurken korku kavramından daha fazla duygu hissettim. Bir kere müthiş bir hayal ürünü. Kitabın oluşum süreci onsozde anlatıldığı gibi Mary Shelley, eşi ve Lord Bylon'un canlarinin sıkıldığı bir aksam kısa hikayeler üretmeyi planladıkları zaman ortaya çıkmış. Elimdeki baskıda bir de yazarın önsözü var. Yazar her ne kadar dönemin toplumsal ve siyasal havası dışında bir şeyler yazmayı dusunse de hikayesini yaşadığı dönemden siyiramadigini görebilmek mümkün. Birçok filme ilham olmuş bu eseri ben severek okudum. Yaratan ile yaratık temelinde yaptığı göndermeleri keyifle okudum. Son sayfasına kadar kitaba aslında bir Adem'in oluşumu, insanın evrim süreci olarak baktım ve bu anlamda mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Size de tavsiye ediyorum.
.
.
.
"Duygularımız nasıl da değişken, perişanlığın zirvesindeyken yaşama tutunma aşkımız ne kadar gariptir!"

"Kelimeler kendime döndürdü beni. Sizin türünüzden yaratıkların en çok itibar ettiği varlığın, zenginlikle bir araya gelmiş yüksek ve lekesiz bir soy olduğunu öğrendim. İnsan bunların sadece biriyle saygı görebiliyordu ama ikisine de sahip değilse, insani durumlar haricinde, olanca gücünü seçilmiş azınlığın çıkarı için harcamaya mahkum bir serseri, bir köle gözüyle bakılıyordu ona!"