Ne demeli, ne yazmalı bu eser için?
Yüzyıllık Yalnızlık’tan sonra ilk defa böylesine kapıldığımı hissettim bir esere. Sanırım dört yıla tekabül ediyor; garip bir hasret belirdi içimde elbet, tarifsiz bir duygu. İnce ve ustalıklı örülmüş bir olay, zamandan bir yılın dolu anlatımı; keder, hüzün, burukluk, öfke ve ezginlik hissi. Temposundan kopulamıyor ‘Ezilenler’in.
Dostoyevski’nin sürgünden döndüğünü Rus halkına haykırışını; geçmişiyle hesaplaşmasını; hayatını yeni baştan, düşlerinde olmasını istediği gibi ve gerçekle bunu iç-içe geçirişini okuyorsunuz bu eserde.
İnsanlar asla, tamamen iyi, yahut tamamen kötü olamaz.
Kah gülümseyip, kah gözleriniz dolarak okuyacağınız bir eser.
Şimdiden iyi okumalar.