Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 24 Ocak 2019 14:36 Sisyphos (sisifos), Yunan mitolojisinde tanrıları suistimal ettiği için, bir kayayı her gün bir tepeye çıkarıp oturtması, ama tepeye ulaştığında kayanın her seferinde tekrar aşağı yuvarlanması gibi bir döngü ile cezalandırılmış karakter. Sisyphos, tanrılara başkaldırmak için bu cezayı kabullenmiş ve varoluşunun nedenini hiçbir zaman başaramayacağını bilse bile o kayayı tepeye çıkarmaya adamıştır.
Sisyphos gibi olmasa bile hayatlarımız kısır döngülerden ibaret. Dönüp dönüp başladığımız noktaya geliyorsak, bunu kabullenmeli ve mutlu olmaya mı çalışmalıyız? Yıllar sonra yine bugün olduğumuz konumda olacak ya da dönüp dolaşıp aynı yere gelecek isek, bu kısır döngüyü kıramayacağımızı düşünüyorsak hayatı yaşamamızın ne önemi ya da değeri var?
"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır; intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediğinde bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir. Gerisi, dünyanın üç boyutlu olup olmadığı, aklın dokuz mu, yoksa on iki ulama mı bulunduğu, sonra gelir" diyerek başlıyor Camus. Ben oldukça yıkıcı bir tecrübe yaşarken görmüştüm bu alıntıyı. O dönem okusaydım ne yapardım ya da ne düşünürdüm? Merak etmedim değil.
İntihara ve varoluşçuluğa bol bol eğilen bir deneme. Muhtemelen daha önce yakalayamadığınız bakış açılarını sunacak bir kitap. Ama sakin ve iyi hissedilen bir dönemde okunmasını tavsiye ederim.
Bir eleştirim çeviriye. Ben Adam Yayınlarından okudum. Hasan Ali Yücel çevirisinden. Can Yayınları da Hasan Ali Yücel çevirisini kullanıyormuş. En büyük sorunu ‘uyumsuz’ kelimesinde yaşadım. Hasan Yücel bu kelimeyle ilgili not düşmüş. Absürt ve saçma yerine kullanılmış. Uyumsuz kelimesi 300’den fazla kez geçiyor ve çoğu yerde anlam karmaşasına neden oldu benim için. Rahat okunan bir çeviri olmamış maalesef. Hasan Ali Yücel’in yaptıklarını ve toplumumuza yararlarını tartışmak anlamsız ama ilk defa bir çevirisi beni tatmin etmedi. Başka bir çeviriden okuyabilirsem tekrar, güncellerim burayı.