9/10
·160 syf.··
2019 9. kitabı
İnstagram: cizikyapraklar Kitabı ilk defa 2016’da okumuştum. Karakteri, hikayeyi, dilini, anlatımını çok sevmiştim. Etkisinden uzun bir süre çıkamamıştım. Kitabı tekrar elime almam Klasikler Kulübü vesilesiyle oldu :) 2016'da Yotube kanalımda bir de inceleme videosu çekmiştim, izlemek isterseniz diye linki bırakıyorum :) youtube.com/watch?v=HJbrVRf... Not: Kitabı okumayanlar, incelemede parantez içi yerleri atlayabilir. Kitap, karakterin kurguladığı bir hayal dünyasında geçiyordu, adeta. Çaresizliğinin, açlığının, ezilmişliğinin altında muzip bir karakter yaratmış, yazar. Bunu, tanımadığı insanlarla kurduğu iletişimde, kendini farklı bir karaktermiş gibi tanıtmasında, çılgınca davranışlarda bulunmasında görebiliyoruz. Kitapta hoşuma giden olay, ilham arayışıydı. Hele ki öyle sefil bir durumda, tek mal varlığı olan bir kalem ve kağıtla pes etmeyerek deli gibi o ilhamı araması, en iyisini yazana kadar çabalaması.. Tabii rahatsız olduğum yerler de vardı. Mesela çoğu kez, yaşadığı tüm zorlukların, gururu, şerefi yüzünden olduğunu düşündüm. Mesela, sırf etrafındakilerin, bu ser sefil durumunu görmemesi için gece dışarı çıkması, yine sokakta kaldığı bir gün polis, onu evsizler evine götürüyor, açlıktan midesine kramplar girmesine rağmen kendini ‘sadece o gecelik bir aksilik yaşayan saygın bir gazeteci’ olarak tanıtarak, kalacak yer ve yemeği reddetmesi.. Bu ve benzeri durumlarda ‘nasıl ya, üşüyorsun, açsın nasıl böyle anlamsız bir yalana başvurursun, bu onur değil, eziklik!’ diye içimden bağırdığım oldu :) Başka bir insanın, durumunu öğrenmesini, ona acımasını, yardım etmeye çalışmasını ‘ruhun kirlenmesi’ olarak addediyor. Ama öyle bir şey yapıyor ki kendiyle, duruşuyla, düşünceleriyle çelişiyor: Bakkaldan ödünç mum isteyeceği sırada yaşanan olay. Evet, sonrasında yaşadığı pişmanlığı görebiliyoruz (çaldıklarını pastacı kadına vermesi) ama her kendini aklamaya çalıştığı durumun ardından başka bir çelişkiyle (yaşanan olayın sebebini, çırağın dikkatsizliğinde bulması) karşımıza çıkıyor. Yani her seferinde insanın azap çekecekse de onuruyla çekmesi gerektiğini söylemesinin ardından, aşağılık bir şekilde davranması okuyucuyu çileden çıkarabilir. Bu olaylara başka bir açıdan bakınca da müthiş bir karakter bölünmesi, bozukluğu ile karşılaştığımız söylenebilir. Bir insan, her ne kadar haysiyetli bir karakter olursa olsun, kaldırılması zor olaylar karşısında yıkıma gidebileceğini, yoksulluk ve yoksunluğun insanın karakterini nasıl değiştirebileceğini gözler önüne seriyor. Böyle düşününce, bu yaşanan karakter bozukluklarının bilinçli olarak verildiği yorumu daha yerinde olur diye düşünüyorum. Bu durum birçok kitapta, özellikle distopya türü kitaplarda da var. Kötüleşen dünya ve toplum düzeninden sonra karakterlerini yitiren, hatta caniye dönüşen insanlar.. Aklıma ilk olarak Sineklerin Tanrısı ve Körlük geldi. Bunun dışında açlık, sadece karakterinde değişikliğe sebep olmuyor, inançta da yaşanan değişim kademe kademe görülebiliyor. Başlarda bir yaratıcının olduğuna inanır, ama sürekli sorguluyor, daha sonra ise bu sorgulamalar öfkeye dönüşüyor (yazdığı tiyatro metni). Öyle nefret eder ki, bunu okuyucuya, yazdığı tiyatro metnindeki fahişenin işlediği günahların sebebinde gösteriyor. Bu fahişe, günahlarını zayıflık veya azgınlığından işlemez, onun tabiriyle "gökyüzündekine karşı nefretinden işler." Son olarak kitabın, otobiyografik bir eser olduğunu da bilmemizde fayda var. Benim, okurken gerildiğim, üzüldüğüm, sorguladığım bir kitap, Açlık. Herkese tavsiye ederim.. Keyifli okumalarınız olsun..
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
··
20 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitabı ben de çok severim Rukiye. Senin incelemen de güzel olmuş, eline sağlık. Ama kitabın önsözüne bizi acıktırabileceği konusunda bir uyarı eklenmeliydi diye düşünüyorum. Aslında bu yüzden bu kitabı rahatsız edici kitaplarım kategorisine eklemeliyim diye düşünüyorum çünkü bazı kitapların rahatsız ediciliğini seviyorum. Başka bir ayrıntı olarak da şöyle bir kısım var senle paylaşmadan geçmeyeyim, belki duymamış olabilirsin : "Knut Hamsun'un, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki siyasi görüşleri bir anlamda kendisini mahvetmesine yol açtı. Nazileri destekliyor, kendi ülkesinin Almanya'ya direnmemesini söylüyordu. Bir sabah, genç bir Norveçli, elindeki Hamsun kitabını yazarın evinin önüne bırakıp sessizce uzaklaşır. Bir süre sonra biri daha kitap bırakır aynı yere. Sonra biri daha, biri daha, biri daha... Oslolular ellerindeki Hamsun kitaplarını yığarlar yazarın kapısının önüne. Ne bir arbede yaşanır, ne de kötü bir laf edilir. Kırgın Norveçliler kitapları sessizce bırakıp dağılırlar. Adeta kendi kitaplarından bir dağ oluşur Hamsun'un bahçesinde. Bu zarif tepki, doksan küsur yaşındaki yazara ömrünün en acı dersini verir. Pişman, mutsuz ve utanç içinde yumar hayata gözlerini…" Alıntıdır : listekitap.com/haber/affedilme... Bu da bu konu hakkında yaptığım çizimdi : i.ibb.co/yVPGH9F/6-izim.jpg Çok ilginç bir adammış, tam bir kapalı kutu. :)
Ruken Ekinci
Gönderi Sahibi
Eğer cizersen benimle de paylaşmayı unutma 😊