Çok düşündürücü: "Gazetelerin gerçekleri yazmadığı, sokağa çıkma yasağının olduğu her şeye bir çanı olan bir ülke." Ve devamında okuduklarım. Bir benzerlik hissi ile mi okudum, yoksa duygularım okuduklarım ile bir bağlantı kurmaya mı çalıştı anlamadım. Ama anladığım ve farkında olduğum tek şey, hayatta nerede olursa olsun, hep bir benzerlik, hep bir eş güdüm içerisinde ilerleyen düzen olduğu!
Bir baskı. Evet, her yerde, her tarafta, her yönetim katında bir baskı ile "ERK" benim elimde çabası var ortalıkta.
Kimse artık bir komşusu, bir yakını ne haldedir, nasıldır acaba diye düşünmek bile istemiyor ve kendini kurtarma gayesinde. Hayat, hayat bize bunu dikte ediyor ve yokluk, yoksulluk biz insanlara kadermiş, yazgıymış dercesine dayatılmak isteniliyor. Oysa hani bu dünya bir özgürlük dünyasıydı ve gezegene dair tüm kaynaklar herkes için kullanılabilir ve erişilebilirdi?! Doğru ya, "kim, kime bu kaynakların kullanım hakkını vermişti?" önce bunu bilmek gerekliydi! Ah ben neler saçmalıyorum gene...
İncelemeniz, kitaba dair tanıtımınız ve vermiş olduğunuz emeğiniz için teşekkür ederim. Edebiyatınız ve kaleminizden damlayan mürekkebiniz daim olsun Günay Hanım!