Kays'ı Mecnun eden şey, onun cemalinden ziyade hayali idi. Kays Leyla'yı hayal ede ede Allah arzusu arttı. Hatta bu arzu "Leyla!... Leyla!" sayıklamalarıyla şiddetlenerek lezzete dönüştü, onu deli divane etti. Daha sonra Leyla yanına gelip de "Aradığın işte yanında, gel kavuşalım!" dediği vakit hiç onunla alakadar olmadı. Çünkü ete kemiğe bürünüp karşısına geçen Leyla'yı, hayalindeki Leyla ile örtüştüremedi. Gerçi onun hayalinde âlem Leyla ile dolup taşmıştı, her zerrenin adı Leyla olmuştu ama dokunabilecek kadar yakınında tam karşısında duran Leyla onun muhayyel Leyla'sı değildi.