Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 27 Şubat 2019 14:40 Asılacak Kadın romanını birkaç dakika önce bitirdim. Normalde bir kitap bitirince kültürüme bir hazine kattım diye sevinirdim ama bu kitap bitince okuduklarımdan dolayı omuzlarıma yük bindi sanki. Kitap kötü olduğu için değil.. Aksine böyle bir kitap yazdığı için Pınar Kür'e teşekkürü borç bilirim ancak bunları okumak yürek ister. Okurken yüreğim daraldı. Gencecik saf bir kızın üzerine (Melek) yapışıp kaldılar. Savunmasız bir ceylanın başına üşüşen sırtlanlar akbabalar misali.. Türkiye'de daha binlerce böyle kadın var kimbilir? Seslerini duyurmayan, Yalçın'ın deyimiyle başkaldırabileceğini bilmeyen; baskıyı, zorbalığı yaşamın doğal bir öğesi belleyen binlerce kadın.. Kitap ilk kez 1979 yılında basılmış, o günden bu yana değişen pek de bir şey olmamış aslında. Her gün kadına şiddet, kadına vahşet haberleriyle karşılaşıyoruz daha görmediğimiz duymadığımız binlercesi var kim bilir..
Gelelim diğer karakterlere..
Faik İrfan Elverir.. Katı, acımasız ağır ceza hakimi. Kendi yaşamı yüzünden hayata küsmüş daha doğrusu çok kızgın hayata. Sinirini nerden kimden çıkaracağını bilmiyor.. Bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak hakimin bakış açısından bakabildim ve hakimlerin neden objektif kalması gerektiğinin farkına vardım.
Yalçın.. Melek'e aşık 17 yaşındaki delikanlı. Ama gerçek anlamda kanı deli akıyor. Melek'i kurtarması gerektiğinin farkında ama Melek'in hikayesini öğrenme şekli de onu kurtarma şekli de pek doğru değil gibiydi. İyi niyetle kötü sonuçlar doğurdu.
İlk bölüm hakimin iç dünyasını anlatıyordu ve iç konuşma şeklinde yazılmıştı. Birbirini tekrar eden cümlelere hazırlıklı olun. Melek'in kısmı yöre ağzıyla yazılmıştı ve yazar çok az noktalama işareti kullanmıştı. Yazar biraz Oğuz Atay'a selam çakmış gibime geldi.
Kadına şiddettin, ahlâkî yozlaşmanın, kadını sadece cinsel obje olarak kullanmayı en acı anlatan eserlerden biriydi. Umarım kadına şiddet olmaz ve ne yazarlar böyle kitaplar yazmak zorunda kalır ne de bizler okumak zorunda kalırız. Edebiyatla kalın...