"Onlar sizin sayenizde gelir ama sizden değildir. Sizinle birlikte olsalar da size ait değildir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil... Zira kendi düşünceleri var onların.
Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını değil."
İki çocuğun mektuplaşmaları arasında, kişiliğimize adımlar attığımız yıllarda bizde ömür boyu iz bırakacak büyüklerin ne kadar önemli olduğunu görürken Halil Cibran'ın bu alıntısı aklımda dolaşıp durdu. Kimi zaman öğretmenlerin kimi zaman ailelerin çocukların hayatlarındaki rolleri sade ve açık bir dille öylesine serilmiş ki meydana okuyunca tanıdık gelen olaylar ironik şekilde gülümsetti. Gülümserken mektupların masumiyetiyle, altında barınan derin toplumsal mesajlar ise ders niteliğindeydi.
Mesele ailelerdi, büyüklerdi, düşüncelerdi. Aileler bazen çocukların tümüyle kendisine ait olduğu fikrine kapılabiliyorlar ama gerçek şu ki çocuklar ailesinden beslenirken bir yandan da kendine özgü bir kişiliğin, yaşantının bir parçası oluyorlar. Zaman kavramı ailenin tecrübesinin oluştuğu yıllardan uzaklaşıp başka bir dünyaya evriliyor. Toplum, ailelerin baktığı pencerenin dışında geniş bir evren oluşturuyor kendini oluştururken çocuğa. "Sen daha çocuksun, anlayamazsın." diye söylendiğinde çocuğa, küçük bedenindeki büyük kalbine etrafı çizilmiş sınırlar oluşturuluyor. Aile, çocuğu için sevginin gerçek anlamı, dünyadaki yolculuğunda en büyük destekçi ve çocuğun birey olma aşamasında bulunmaz bir değer. Fakat aile demek değil; anne ve babasının yolundan bir adım ayrılmadan yetiştirilen çocuklar. Yoksa bu dünyaya farklı farklı gelmenin bir anlamı olmazdı. Herkes anne ve babasının birer kopyası olarak nesli devam ettirme özelliğinden başka bir şeye sahip olmazdı.
Kitap öyle masum şekilde yazılmış ki gerçekten iki çocuğun yazdığını düşündüm bazen. Aziz Nesin, kalemini öyle saflaştırmış ve öyle çocuklara has derinliğe indirmiş ki karmaşada kaybolmayan anlamlar daha tesirli oldu. Şimdiki, sonraki ve geçmişteki tüm çocuklar harika. Yeterki o çocukluk evresi herkes için yeterince iyi geçsin. Ailelerle, eğiticilerle ve toplumla çocuklar gerekli desteği görüp kendi kişiliklerini oluştururken, dünyada kendilerine özgü bir yerleri olsun. Yeterki çocuk olmanın şu yaşamdaki en güzel zamanlar olduğunu bilen büyükler, çocuklara o zamanlarını en güzel şekilde geçirebilmesi için destek olsunlar. Ve umarım her çocuk büyüdüğünde çocukluğunu tebessümle hatırlasın.
Emeğine sağlık Aziz Nesin. İki çocuğun gözlerinden bakmak ve büyükleri onlardan dinlemek için bu kitap okunmalı her daim.
Güzel okumalar...