Öncelikle, Abdullah bey üslubunuz ve nezaketiniz için tsk ederim...
Müsadenizle farklı açılardan ben de birşeyler yzmak istyrum...
28 Şubata gitmeye gerek yok, ben fakultedeyken..2002-2008..Uludağ Üniversitesi nde minibüslerde taa kampüs girişinde örtülü öğrencileri indirirlerdi herkesin içinde. O dönem çok geliştik tabii ülkece, çok ilerledik???
O zamanlar benim gibi hemcinslerinden ziyade, erkek öğrenci arkadaşlar onlarla beraber iner, şahsi tepkilerini gösterirlerdi. Bunu çok sorguladım sonraları...bilmiyorum neden, yazmak istedim.
Ikincisi, benim tepkim...tesettürün siyasetle kirletilmesine.. Türban kelimesi bile iki defa düşündürüyor insanları. Tesettürü yeni tercih ettigim bir dönemde - ki sadece inancim ve vicdanim geregi- hasta sırasında bes dakika bekledi diye başımdaki örtüye istinaden belli partinin kuklasi diye bağırırken dışarda hastanın biri... buna sebep olan herkese, her zihniyete saydırdım...
Samimiyetle zerre alakası olmayan menfaatpeest siyasilerin 28 Subatı ve o donem ki maduriyetleri agizda sakız yapmaları..edebiyatiyla ilgi cekmeleri... inanılmaz yapmacık buluyorum.
Ve keske eskinin mazlumlari simdinin zalimleri olmasaydı( -birazdan örnek vereceğim şahit olduğum bir olayla-)
Bal hikayesi vardır bilir misiniz?? Su kırk gün bal yemeyen alim... İste ondan...
Belki de ifade edilmek istenen budur, üslup değil elbet demek istediğim..
Şöyle ki, dün eski hastaneye gittim bir hasta vesilesiyle... idare kadrosunda bir arkadaş... yeni türkiyenin siyasi örtülülerinden...siyasi yakinliklari vesile gelen telefonlara kendi ifadesiyle... bir telefon geldi, benim de tanıdığım bir arkadaş icin bilgi istendi. Hacettepede onkoloji bolumune akademik kadro icin basvurmus bir arkadas İçin bilgi rica ettiler... bisuru yayini, literaturu, arastrmaları olan... mukemmel bir dr, bilim adamı... vs vs
Ama sorulan bu degildi arkadasa, siyasi görüşü ve dini zihniyeti... birilerine yakın olmayan arkadaşın kabul edilmedigini öğrendim bugün...cok ilerleriz Türkiye...cok...
Velhasıl, başında örtüyle hak yiyorsak, tesettür??? Ne farkı var 28 Subattan???
Cahit Zarifoglunun tabiriyle...siyaset laboratuvarlarinda üretilen mikropların, tessetturu kirletmesinden, inancı sorgulanir hale getirmesinden, ağızlarında tessettur kelimesiyle nefret kusmasından iğreniyorum...her zihniyet ve siyasi görüş için diyorum...
Bediuzzaman Hz. Ifadesidir, sırtımdaki akrebi gösterenin elini öperim der ya... yanlışlarla yüzleşmek gerek, muhasebesini yapmak..
Elestirileri dinlemek ve en onemlisi ille de edep...
Basta kendime...
Son olarak...biri demisti yakinlarda...
"Biz örtüyü kazandık ama tesettürü kaybettik..."