384 syf.
·20 günde·8/10
Ölüm kokan bir kitap... Zola'nın yazdığı natüralist kitapların en dehşet sonla biteni ve kitaplarında hiç eksik olmayan ölümlerle süregiden düzeniyle yine etkileyici ve akılda kalıcı bir eser olmuş. Pauline küçük bir kızken akrabaları ile kalmak zorunda kalıyor. Ailesi göçmüş ve kendisi de bir süre kaybolduktan sonra bulunmuştur. Kitap başlarda doğal ilerliyorken zaman atlamaları ile birçok ilişki gün yüzüne çıkıyor. Pauline'e kalan 190 bin frank zamanla ufak ufak ev harcamalarına giderken, kuzeni ile evlilik planlanmaktadır. Yaşı gelince de serveti gittikçe azalsa da kontrolünü yengesi ona bırakmıştır. Evde aynı zamanda yatalak bir hasta vardır. Acıdan deliler gibi evi inleten bu adam Pauline'in dayısıdır. Zaman içerisinde sarsıcı birkaç ölümle birçok olay gelişir. Evlilik işi yatar çünkü kuzeni yani Lazare evlerinde başka bir kızla yakalanır. Pauline o kadar iyi niyetli ve başkalarını mutlu etme sevdalısıdır ki kendi mutluluğu yerine bir zaman sonra onları evlendirmek için kovduğu kadından kuzeni ile evlenmesini ister. Bir çocuk doğar ve o çocuk doğarken de ölümle, yaşam çizgisi ip gibidir. Kitabın en sonunda sarsıcı bir intihar olur fakat Pauline'in iyi niyeti ve mutlu olamama sorunundan dolayı fedakar bir yaşam sürer. Yaşama tutunmaya çalışan gencecik kızın geldiği nokta ve yaşadıkları içimizi bazen ısıtacak bazen de pes artık dedirtecek cinsten...