Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2019 80. kitabı
"Mustafa Suphi'yi kim öldürdü?" . Romanda leitmotif olarak kullanılan bu cümle aslında romanın ana sorunsalını da ortaya koymaktadır. "Kız" ,"Baba" , "Ana " ve " Kadın " olmak üzere dört bölümden oluşan roman bazı sosyal meseleleri sol izlekten gözlemler ve yorumlar .Kendisi de Türkiye'deki ilk TKP'lilerden olan yazar Türkiye 'de halkın "sosyalist aydın " a bakışını , halk ile "sosyalist aydın " dediğimiz kesim arasındaki ilişkiyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. İlk bölümde aydın kesimin kendi içindeki tutarsızlıkları, entelektüel kesimde dahi belirgin bir halde var olan eril kodların insan zihnini esir alma durumunu , toplumdaki namus kavramını sert bir üslupla eleştirmiştir. İkinci kısımda ise babanın bilinç akışı okuduğumuz şeyin ta kendisi oluverir.Noktalama işaretleri yoktur,anlamsal bütünlüğü yakalamak sizi zorlamaya başlar ."Mustafa Suphi'yi kim öldürdü?" sorusu burada sık sık tekrarlanır ve bölüm sonunda Mustafa Suphi 'nin ölümü ile ilgili kaynak niteliğinde çeşitli belgeler ve veriler sunulur.Aslinda burada Mustafa Suphi tarihsel bir karakterden öte bir temsildir.Yazar burada "Türkiye'de komünizmi kim öldürdü .!" sorusunun peşine düşmüş ve okuyucuya düşünmesi için alan yaratmak maksadıyla karakterinin bilinçaltında bu soruyu sık sık tekrar etmiştir . Üçüncü bölüm olan "Ana " bölümünde yine toplumsal değerler eleştirilir . Yazar bunu bir cenaze töreni üzerinden cenaze adetlerini eleştirmekle başlar . Bu bölümde sık sık toplumun zihnini yoklayan yazar zaman zaman tepemize balyoz gibi inecek tespitleriyle bir farkındalık yaratmak çabasındadır. Romanın dördüncü bölümü olan "Kadın " bölümü ise halk ile aydın kesim arasındaki kopukluğu ele alır.Burada Freudyen bir bakış açısıyla eşi ile arasına mesafe giren "Bayan Nermin"in kendini halka adayarak enerjisinin yönünü değiştirdiğini düşünebiliriz .Yine bu bölümde bizim "halka inmek " diye kullandığımız bir tabiri "halka çıkmak " şeklinde kullanan "Bayan Nermin" bu söylemle devrimin aşağıdan geleceğini ,halk ile aydın kesimin el ele devrime öncülük edeceği inancını pekiştirmek derdindedir. Bu söylemin sol cenahın halkı temsil eden yüzü İbrahim Kaypakkaya'yı hatırlatmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum.Ayrıca sosyalist çevrelerce çokça tartışılan ve hakkında teoriler üretilmiş olan bir konu olması da bazı noktalara bilinçli temas edildiğine işaret ediyor olabilir. Devrim bugün "jakobenizm " olarak algıladığımız bir anlayışın ürünü mü olacak ,yoksa halkın ürünü mü olacak bunu tartışırken yazar bize halkın arasında aradığını bulamayaşını,hayal kırıklıklarını anlatırken bir taraftan da içinde bulunduğu ideolojik yapılanmayı, sosyalist çevreyi eleştirmekten geri durmaz . Faili " bu milletin kolektif vicdanı" olarak belirlenen Mustafa Suphi cinayetini de bağlamdan kopuk bir şekilde hatırlatan yazar bu milletin aslında kolektif bir vicdanı olmadığını ifade eder. Toplumsal kodlarımızdan sıyrılmadan okuduğumuzda bizi zorlayacak bir roman olduğunu düşündüğüm bu eser düşünsel altyapısı itibariyle ve kullanılan teknikler açısından bakıldığında kaliteli bir eserdir diyebilirim. Düşündürecek ve zorlayacak bir romanla karşı karşıyasınız . Keyifli okumalar dilerim .
Tuhaf Bir KadınLeyla Erbil · İş Bankası Kültür Yayınları · 20112,858 okunma
··
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.