instagram.com/sanatdolusu
.
⭐ Kitabın arka kapağını okuduğumda umarım gerçek değildir bu hikaye dedim. Kurgu olduğunu öğrenince ise kısa süreli bir rahatlama sardı içimi. Bu rahatlama kısa süreliydi evet. Çünkü bu hikaye gerçek olmasa bile, bunun gibi yüzlerce belki binlerce gerçek hikayeyi televizyonlardan oradan buradan duyduğum geldi aklıma. Hep benim başıma gelmez, benim çevremde olmaz öyle olaylar dediğimiz tipten şeylerdi bunlar. Bu duygu karmaşası içinde başladım kitabı okumaya.
⭐ Hikaye Zümrüt Paşaoğlu isimli ünlü bir gazetecinin, gazetedeki köşesini bırakmasıyla başlıyor. Bu köşenin yeni sahibi de ilk röportajını Zümrüt ile yapıyor ve böylelikle Zümrüt'ün geçmişine hep birlikte tanık olma şansını yakalıyoruz.
⭐ Zümrüt'ün başından geçen talihsiz olayları okurken her seferinde şaşırıyoruz. Çünkü bu kadarı da olamaz diyor insan kendi kendine. Ama Zümrüt kitapta da belirtildiği gibi " bir Anka Kuşu misali her seferinde küllerinden yeniden doğuyor." Bildiğiniz gibi ben yorumlarımda hikayeyle ilgili bir ipucu vermemeye özen gösteriyorum. Daha fazlasını merak edenler kitabı okumak zorunda kalacak.
⭐ Dile gelecek olursa, kitap 1. ağızdan yazılmış. Okuması o kadar kolay ki 440 sayfayı neredeyse bir günde bitirdim diyebilirim. Olaylar birbiri ardına sıralanmış, gereksiz ayrıntılara yer verilmemiş. Kurgu ise bana göre olağanüstü derecede kusursuz. Yazarın ilk kitabı olduğunu düşünce bu şaşırtıcı geliyor biraz kulağa ama gerçek bu.
⭐ Aralarda ise röportaj yaptıkları kısımlara dönüyoruz, yani günümüze. Kitabın sonunda ise geçmiş ve günümüz kesişiyor. Yani konu tam olarak bitirilmiş. Devam kitabının geleceğini o yüzden sanmıyorum.