Sabahattin Eyüboğlu’unun Çevirdiği Her Eser Mutlaka Okunmalıdır Bence.
Nitekim Oblomov’da böyle bir çeviri...
Öncelikle çevirinin ne kadar güzel,Türkçe ve anlaşılabilir olduğundan bahsetmek istiyorum: Bilirsiniz ki bazı kitaplar özet olur ve biz okuyuculara yazarın sesi eksik gelir. Ben özet metinlere karşıyım çünkü hiçbir yazarın yazdığı eseri kısaltma hakkına sahip değiliz. Yazar neyi uygun görüyorsa zaten onu yazıyor. Anlatmak istedikleri 600 sayfa da olabilir 100 sayfa da olabilir. Bundan Dolayı Hasan Ali Yücel klasiklerinin tam metin olması çok güzel. Ayrıca çevirinin güzelliği eserin anlaşılmasını kolaylaştırdığı için Sabahattin Eyüboğlu’na sonsuz teşekkür borçluyum.
................................................................................
Kitapta yazarın ana karakter için kullandığı Oblomovluk gerçekten en uygun düşen ifade... Oblomov’un hayatı siz okundukça size boş,tembel ve sıkıcı gelebilir. Ben de bazen dedim ki :”Ya adam kalk artık şu koltuktan da işlerini yoluna koy!!!!” Aslında Oblomov’un verdiği o boş vermişlik hissi bende de mevcut. Hayat artık onun için değerini kaybetmiş durumdayken sadece yatarak, planlar kurarak ve yemek yiyerek geçirmiş. Ta ki Aşkın duygusal ve ateşli bahçesine düşünceye kadar. Ah Oblomov işte o zaman değişim geçiriyor. Ama hepimizi kandıran bu değişim aslında Yine Oblomovluk ile son buluyor. Eğer Akıcı bir eser seviyorsanız ( ki benim için akıcı olması değil edebi olması önemlidir) sizi biraz (azıcık) zorlayabilir belki. Ama devam ettikçe aslında sizi içine çeken o büyüsünden kurtulamıyorsunuz.