·412 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Kasım 2018 10:54 Edward Norton Lorenz’ in Kaos Teorisinde ‘Dünyanın herhangi bir noktasındaki küçük bir kelebeğin kanat çırpışının dünyanın öbür ucunda bir yerde fırtınaya ya da herhangi bir olaya sebep olabilir.’ Dediği gibi hayatta gerçekleşen her durum, yapılan her eylem değerlidir. Küçük gibi görünen her durumlar, etki ettikleri olayları bambaşka hale büründürebilir. Eğer atalarımız iki ayak üzerinde evrilmek yerine dört ayak üzerinde devam etselerdi bizi nasıl bir hayat beklerdi? Daha gelişmiş bir toplum mu olurduk daha mı ilkel kalırdık? Doğayla gereksinim dışında zarar vermeden yaşayabilir miydik yoksa şu an da olduğu gibi bizim dışımızda diğer canlılardan izin almadan sahiplenip, onların yaşam alanını yıkıp bir de üstüne avlayarak bazı türlerin soyunun tükenmesine sebep olduğumuz gibi şu an da yaptığımız betonlaşmaya devam mı ederdik?
Karl Marx’ ın alt yapı ve üst yapı ilişki gibi. Alt yapı üst yapıyı belirler. Sen ne üretiyorsan osun. Ne ürettiğin, ne yediğini, ne giydiğini, neye inandığını, nasıl yaşadığını yani şu anki toplumun yapısını belirler. Geçmiş zamanda başta avcı toplayıcı olmamız sonradan yerleşik hayata geçmemiz şu anki toplumumuzu belirleyen şeylerdir.
Homo Sapiensin’ in varlığı dünya için bir tehdit mi, gereklilik mi? Hayvanların soyunu tüketen, doğadan hep daha fazlasını alabilmek için tahrip eden, kendi aramızda savaşlar açıp her yaş ve cinsiyetten insanın daha fazla güç, toprak veya başka nedenlerden canını alan biz açgözlü, doyumsuzlar gerçekten dünyayı hak ediyor muyuz? Eğer bana seçim verilmiş olsaydı dünyaya insan olarak gelmek istemezdim. İnsan olmak, yaptıklarının bilincinde olmaktır. Doğrudan olmasa da dolaylı yoldan dünyaya zarar vermiş olmanın sorumluluğunu almak istemiyorum. Bilinçsizce sadece beslenme, barınma ve tehlikeden korunma gibi dertlerimin olduğu bir canlı olarak gelmek doğal bir döngünün içinde olmak isterdim o döngüyü bozan insan değil. Kitabı okuduktan sonra geçmişte genel olarak kötülüklere (bence) yol açtığımızın daha çok farkına varıp daha çok bu isteği arzulamama sebep oldu. Ulaşılmaz bir arzu.
‘Bir maymunu, ölümden sonra gideceği maymun cennetindeki sınırsınız muzla kandırarak elindeki muzu vermeye asla ikna edemezsiniz.’ Peki neden biz varlığını bilimsel olarak ispat edemediğimiz tanrı, cennet ve cehennem gibi kavramlarla korkutulup, kullanılıyoruz? Tabi bunların belli bir yere kadar kötülüğü önlediğini düşünüyorum. Bir şeye olan korku hukuk kurallarına karşı koymamızı da engelliyordur ama bu engellemeyi inancı olmayan insanların korku duyacağı tanrı, cehennem gibi kavramlar olmadan da vicdan ile de insan yapabilir elbette. ‘O kadar cahilsiniz ki; dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz.’ (Nicola Tesla). İnandığımız şey bizi iyi insan yapmaz eğer insan içten içe kötülüğü düşünüyor ve onu yapmayı arzuluyor, sırf inandığı şeyden dolayı bunu baskılıyorsa buna gerçekten iyi insan diyebilir miyiz? Sırf cennete girebilmek için iyilik yapmaya çalışan insanlar eğer cennet gibi bir mükafatı olmasaydı gerçekten o iyilikleri yapar mıydı? ‘Aynı tanrıya inanmayan veya aynı krala itaat etmeyen insanlar seve seve aynı parayı kullanıyorlar. Amerikan kültüründen, Amerika dininden ve Amerika siyasetinden nefret eden Usame Bin Ladin, Amerikan dolarlarına bayılıyordu.’ ‘Kafir Hristiyanlara karşı cihat çağrısı yapan Müslüman yöneticiler bile üzerindeki İsa ve Bakire Meryem’ in olduğu paraları içeren vergiler toplamaktan hoşnutlardı.’ Şu an da insanlar genel olarak lanet olsun gavurlar, Amerika… diyerek onların buluşlarını seve seve kullanıyor, sağladıkları kolaylıklardan faydalanıyor. Bizim dışımızdaki milletlere lanet okuyarak, boykot ederek gerçek birer milliyetçi, vatan sevdalısı o-lun-maz.
Nazilerin temel hedefi insanlığın bozulmasını önlemek ve evrimini ileri doğru desteklemekti. Bu yüzden, insanlığın en ileri biçimi olan Aryan ırkının korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini, bozulmuş Homo Sapaiens’ ler olan Yahudi, Çingene, eşcinsel ve zihinsel engellilerin karantinaya alınması hatta yok edilmesi gerektiğini, savundular ve Homo Sapiens’ in eski insanların arasındaki ‘üstün’ bir grubun evrilmesi ve Neandertaller gibi ‘alt’ türlerin yok olmasıyla ortaya çıktığını iddia ettiler. Bu düşünceye duygularım olmadan bakarsam daha iyi şekilde evrilebilmemiz açısından gayet mantıklı buluyorum fakat ben duyguları olan bir insanım ve bir yere kadar mantıklı geliyor. İnsanlığın bozulmasını önlemek için neden yok etmek? Yok etmekten başka çözüm yolları da bulanabilir. Yok etmek yerine ‘alt’ türler diye bahsettiği insanları olduğu gibi kabul etmek ve her bakımdan olmasa da mümkün olan bakımlar üstüne yoğunlaşıp, geliştirebilmeye odaklanırsa da alt-üst kavramının belki komple olmada da bazı durumlarda ortadan kalkabileceğini düşüyorum. Fakat kimse bunun için büyük uğraşlar vermez. Yok etmek işin kolay yanı kimse zor olan için mücadele etmeye kalkmaz.
‘Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin…’
-Nicola Tesla