8/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
Yaban || Yakup Kadri Karaosmanoğlu(Kitap Yorumu) . Herkese yeniden haftanın ortasından merhaba arkadaşlar. Nasılsınız,keyifler nasıl? Umarım her şey yolundadır. Havanın ısınışıyla bahar kendini gissettiriyor artık. Dışarısı kitap okumak için harika bir yer. E o zaman haydi dışarıya‍️! (Kitap hakkında düşündüklerimi belirtip ben de h emen kitabımla dışarı koşacağım.) Yaban kitabını bu yıl okudum. Yazarla da ilk kez bu kitap sayesinde tanışma fırsatı buldum. Ben anlatım ve üslubu beğendim. Anlamakta zorlandığınız çok fazla kelime yok. Olanlar da parantez içerisinde belirtilmiş zaten. Bu konuda hiç sıkıntı yaşayacağınızı zannetmiyorum. Kitap, Yunan işgal sırasında Anadolu'da yaşayan köylülerin savaşa ve yunanlılara olan tutumlarını anlatıyor. Ben okurken bize okullarda anlatılan klasik hikayeler olur ya öyle bir şey bekliyordum. Halk hemen düşmana karşı direnir,hep birlikte tek vücut olurlar falan bunları okurum diye tahmin ediyordum. Büyük yanılmışım. Kitapta Eskişehir tarafında olan bir köy mekan olarak seçilmiş. Kitabı Istanbul'da kolunu kaybedip emirerinin köyüne gelmiş Ahmet Celal'in ağzından okuyoruz. Ahmet Celal köye geldiğinde çok tuhaf karşılanıyor. Biraz daha sıcak bir karşılama bekliyordu. Köy kahvesinde insanlarla savaş hakkında konuşmak istiyor,halk asla oralı değil. Ekinlere bir şey olmasın yeter. Ahmet Celal kitap okuyor ona çok tuhaf bakıyorlar. Savaş hakkında köylüye malumat veriyor. Ya da onlarla konu hakkında tartışmak istiyor. Köylünün tek derdi ekinlere bir şey olacak mı? Ahmet Celal haliyle yaşadığı yerde olan insanlardan yaklaşıyor ve kendi küçük kulübesinde yaşamaya başlıyor. Çok geçmeden Yunan ordusu oraya da yaklaşıyor. Ahmet Celal,hakkı uyarıyor ama dinleyen yok. Hatta köy Yunanlıların geldiğinden çok memun. Çünkü yaptıkları gürültü kargaları kaçırıyor ve ekinler zarar görmüyor. Daha sonra Yunan ordusu köye gelip halktan yumurta,un vs. alıyor ve karşılığında Rumca yazılı bir kağıt veriyor. Ahmet Celal,bunların hiçbir işe yaramayacağından bahsesiyor ama halk asla kaale almıyor. Ellerindeki kağıtların çok önemli olduğuna kesin inanıyorlar. Böyle ilerliyor roman. Birkaç bir şey de ben eklemek istiyorum. Yani halkımız, özellikle Anadolu'da yaşayan kesim, zaten çok fazla bilgili değildi. Yukarıda birkaç örenekle bunu teyit ettim. Ancak hepsi de öyleydi diye bir söz söyleme hakkında da sahip değilim. Oralara gelen öğretmenlerin ve bilgili her kişinin çabalarını kimse göz ardı edemez. Tüm bunlardan yola çıkarak şu konuya değinmek istiyorum. Harf devrimiyle kimse cahil kalmadı. Aksine harf devrimi ve sonrasında açılan köy enstitüleri sayesinde halkın büyük bir çoğunluğu okumayı öğrendi. Yanlışlık bunun neresinde ben anlayabilmiş değilim. Ayrıca savaş öyle hemen kolay kazanılmadı. Romanda halkın durumu gayet net anlatılmış. Böyle bir durumda insanları savaşmak için ikna etmek hiç kolay iş değil. Lütfen böyle konular hakkında tespit yaparken dikkat edelim. Eleştiri yapıyorum başlığı altında altı boş çok söylem okuyorum. Tek temennim bu insanaların beyinlerinin küçük bir kısmını düşünmeye ayırıp öyle eleştiri yapmalarıdır. Benden bugünlük bu kadar. Sevgiyle ve bol kitapla kalın. .
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.