172 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Fransada kötü ve haysiyetsiz bir hayat süren ve yaşamına devam edebilmek için fahişelik yapan Anjel'in yolu bir şekilde Osmanlı Devleti'ne düşer. Burada da işler istediği gibi gitmeyince mürebbiyelik yapmak zorunda kalır; Dehri Bey'in evine yerleştir. Ancak Anjel'in gözü yükseklerdedir ve kısa yoldan zengin olma hayalleri için erkekleri kullanmaktan çekinmez. Böylece, evin erkekleri ve Anjel arasında eğlenceli bir macera başlar.
Kitabın özellikle son bölümleri oldukça hareketli geçiyor ve finalde herkesi güzel bir sürpriz bekliyor.
Özünde yanlış batılılaşmayı ve yanlış modernleşmeyi nükteli bir dille işlemiş ve dönemin ahlaki çöküşünün üzerine oturtmuş. Nükteli ve eğlenceli bir anlatımı var, kısa cümleler çok detaylı olmayan tasvirler ve bolca kullanılan diyaloglarla keyifli bir anlatım yakalanmış. Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan yazar, bu kitabında da gerçeklikten faydalanarak doğal bir anlatım tarzıyla hem sadelik hem de akıcılık yakalamış. Günlük dilde, sohbet tarzında yazılmış ve okunması oldukça kolay.
Romanda beni rahatsız eden tek şey şuydu; bazı yerlerde hikayenin akışını keserek konuyla çok alakasız başka bir şeye geçiş yapılıyordu. Mesela hiç ilgisi olmayan bir yerde bir tiyatro metninden, ya da bir bitkinin büyüme aşamalarından bahsediliyordu. Bu durumun konu bütünlüğünü biraz sekteye uğrattığı kanaati taşıyorum.
Mutlaka okuyun diye tavsiye edebileceğim bir roman değil. Açıkçası Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç benim daha çok hoşuma gitmişti. Ama Türk klasiklerini okumak istiyorsanız listelerinize eklemelisiniz diye düşünüyorum.
Sevgiyle. :)