1961 yılında yazara Pulitzer Ödülü kazandıran bu kitap uzunca bir süredir kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Okumak istediğim başka daha öncelikli kitaplar olduğundan mı yoksa beklentim düşük olduğu için okumaktan kaçındığımdan mı bilemiyorum yaklaşık üç yıldır görmezden geliyordum. En sonunda nisan ayı seçkilerimde yer almayı başardı veee sonuç muazzam. Her okurun illaki başına en az bir kere de olsa gelen o hadise "neden daha önce okumadım" hadisesini yaşadım. O kadar doyurucu, o kadar dolu dolu ve su gibi akan bir kitaptı ki... Uzun sürede okudum evet çünkü sindire sindire okumak ve okuduklarımın üzerinde düşünmek çok daha uygun düşecekti.
Kitapta Jem ve Jean Louise adında iki kardeşin hayatı anlatılıyor. Bu hayatta zorbalık, eşitsizlik, adaletsizlik konuları 'siyahi' - 'beyaz' ayrımı çerçevesinde yer alırken yazar kardeşlik, arkadaşlık, komşuluk ve aile ilişkileri konuları üzerinde de duruyor. Yaşananlara Jean Louise gözüyle tanık oluyoruz. Çok güzeldi anlatımı, yaptıkları, söyledikleri... Yaşadığı toplumdaki 'Kadın' imgesine zıt davranışları ve söylemleriyle çok komik ve tatlıydı en sevdiğim karakter oldu sanırım... Yer yer Öcü Radley bölümlerinde gerilim de yaşatıyor yazar bizlere. Dolayısıyla beğeneceğinizi düşündüğüm ve mutlaka okunması gereken yoğun bir eser.