“Cenâb-ı Hakk, korkasın da fesat çıkarmayasın ve bozgunculuğa kalkışmayasın diye kendisinin alîm, yâni «her şeyi çok iyi bilen» olduğunu bildirdi.”
“Çirkin ve kötü sözlere dudaklarını kapatasın diye kendisinin semî’, yâni «her şeyi çok iyi işiten» olduğunu bildirdi.”
“Gizli saklı kötülüklere bulaşmaman için kendisinin basîr, yâni «her şeyi çok iyi gören» olduğunu bildirdi.”
Nitekim Allâh Teâlâ kullarının bu husustaki mes’ûliyetini şöyle bildirir:
“Bilmediğin şeyin (dünyâ ve bilhassa âhıretteki zararını idrâk ve hissedemediğin hatâların) ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur (hesâba çekilir).” (el-İsrâ, 36)