·268 syf.····Okunma: 16 Nisan 2019 23:26 "Bir kitap okudum, hayatım değişti." bu cümle bana önceleri çok bayağı gelirdi. Bu kitabı okuduktan sonra "Hayatım değişti" demem belki ama, hayata, insanlara, çevreme ve hatta kendime bakışım bile değişti.
İlk yirmi sayfadan sonra okumam daha çok şaşkınlıkla oldu, çünkü bir kitap karakterini kendime bu denli yakın hissetmemiştim daha önce. Macide'nin düşündükleri, olaylara yaklaşımı, hissiyatı ve çevresine bakışı...
40'lı yılların zarifliğini bile hissediyor insan kitapta. Buna mukabil sanki o yıllardan 2019'a bir şekilde el uzatmış gibi. "Aydın olmaya çalışan" zavallı bir kesimin ne kadar büyük ve dipsiz bir çukurda kendilerinin farkında olmadan çırpındıklarını gözler önüne sermiş.
-spoiler içerir-
Beni en çok etkileyen, belki de kitabı kapattıktan sonra o birkaç dakikalık bekleyişimden en çok pay sahibi olan kısmı ise Macide'nin yolda yürürken Ömer'e benzettiği bir adamı ve kolunda bir sokak kadınını görmesi. Macide, ilkin o adamı Ömer sanar, sonradan o kişinin Ömer olduğuna emin olur. Arkalarından gider, ama yetişemez. Sonrasında düşünüp durur: Herhalde bunu çok kez yaptı. Bunları yaptıktan sonra beni aynı kollarının arasına aldı.
Sonradan öğrenilir ki Ömer, hapisteymiş. Sokakta gördüğü adam gerçekten Ömer değilmiş...
Bu kısmın, kitabın beni en çok etkileyen kısmı olmasının sebebi şu: Macide ve Ömer, birbirinden çok farklı insanlardır, ama yine de birbirlerini çok seviyorlar. Macide'nin kafasındaki aşk tanımının Ömer'le uzaktan yakından alakası yok. Buna rağmen onun her halini hoş görmeye, kabul etmeye razı. Ama geçen zamanının bu farklı karakterleri göz önüne sermesi ve Macide'nin gün geçtikçe Ömer'in oturmamış karakteri üzerinde üzüntüyle dehşete kapılması ona duyduğu - daha doğrusu duymak istediği- güveni de yavaş yavaş yitirmesine sebep olur. Kısaca, kolunda bir kadınla yürüyen adam Ömer değildir, ama Macide onu Ömer sanmıştır. Yani içinde artık Ömer'e karşı bir güveni kalmadığı gibi, her şeyi ondan bekleyen bir güvensizlik haline de teslim olmuştur...
Dediğim gibi, Macide'nin kafasındaki aşk kavramı Ömer'le hiç alakadar değil aslında. O, sırtını dayayabileceği, güven duyabileceği ve her anında, her şeyiyle onun olabileceği bir adam arıyor. Ama Ömer'in sorumsuz ve çocuksu tavırları gün geçtikte biraz daha ortaya çıkıyor ve Macide bundan yara alıyor.
Öte yandan Ömer'i de aslında hikaye boyunca heyecanla okudum. Ömer karakterini de en az Macide kadar sevdim. Ama dediğim gibi, Macide'yi, iç konuşmalarını ve düşüncelerini kendime çok benzettiğim için ona endeksli yazdım bunları.
"Ömer, benim sevgili kocacığım, biz, hiçbir tarafları birbirine benzemeyen, hiçbir müşterek görüşleri ve düşünceleri olmayan iki insanız..."
Kitap, bana bir yandan tam manasıyla tanımadığımız bir insanla yapılan evliliğin vehametinin ne denli büyük olabileceğini de öğretti.
Birkaç teknik hataya değinmemin muhteşem iç monologlara ve anlatıma haksızlık olacağını düşünüyorum :)
Kısaca harika bir kitaptı. İyi ki okudum. İyi ki Sabahattin Ali okuyorum...