Yeraltından Notlar ‘’Yeraltı’’ ve ‘’Notlar’’ olarak iki kısımdan oluşmakta. ‘’Yeraltı’’ kısmında kendini, tabiat ananın yarattığı içi dışı bir, gerçek ve aynı zamanda ahmak olarak gördüğü insandan ayırıp kendini üstün anlayışlı, üstün anlayışlılığın sonucunda önceleri yalnızca fare kadar değerli gören sonraları ise bir haşere kadar değerli görmeyen bir adamın yeraltı dünyasını okuyoruz.
Bu adamın, kendi yeraltına ait birtakım fikirleri bulunuyor bu yüzden kitabın ilk bölümünü hızlı bir şekilde okumaktan ziyade durup düşünerek bazı şeylerin altını çizerek okuyorsunuz. Kahramanımızın sürekli vurgu yaptığı şey, isteme hakkına sahip olmak. Yani, bir davranışın seçimini yaparken bunun illaki mantığa uygun olması veya yarar sağlayacak bir şey olması gerekmediğini, insan için en güzel şeyin özgürce seçebilmek olduğuydu. Bunun için de şu sözleri sarf etmiştir:
Sorunların; ödevler, erdemler ve inançlar göz önüne alınarak çözümlenmesinin gerekliliğinin, iki kere ikinin dört ettiği kadar doğru olduğunu söyleyenler için, ‘’ Hey Tanrım, ya herhangi bir sebeple bu kanunlardan ve iki kere ikinin dört etmesinden hoşlanmıyorsam, tabiat kanunlarından, iki kere ikinin dört etmesinden bana ne?’’ şeklinde serzenişte bulunmuştur. Mantıklı karar vermenin bir doğa kanunu gibi görülmesine karşın ise şunları söyler:
‘’ Gerçekten, ya günün birinde bütün arzu ve kaprislerimizin de formülü bulunur, daha doğrusu, bunların esasına, hangi kanunlara bağlı olarak meydana gelip nasıl geliştiklerine, çeşitli durumlarda hangi yolları takip ettiklerine vs. dair kesin bir matematik formül ortaya çıkarsa, O ZAMAN İNSAN MUHTEMELEN, HATTA MUTLAKA HİÇBİR ŞEY İSTEMEMEYE BAŞLAR.’’
İkinci bölüm olan notlar kısmında ise, yeraltı dünyasında yaşayan, asosyal, kendi varlığını kabul ettirme isteği bulunan karakterimizin başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Bu olaylarda gözüme çarpan şey; karakterin, neredeyse her olay karşısında mantıksız davranışlar sergileyip sonrasında ‘’Mantıksızsa mantıksız, ben istediğim için böyle yapıyorum.’’ mesajı vermesiydi ki bu da ilk bölümdeki düşüncelerinin yansımasıydı. Aynı zamanda “Yeraltı” bölümünde “siz” diyerek anlattığı insan davranışlarını ( #43958454 ) birer birer gerçekleştirmiştir.
Dostoyevski’nin şu âna kadar okuduğum en iyi kitabı olarak yerini almıştır bende. Muhteşem psikolojik tahlilleri ve kimi zaman bizim de girdiğimiz o yeraltını çok güzel bir şekilde gözler önüne sermiştir.
------------------------------------------
“Bana Anımsattıkları” bölümüme hoşgeldiniz.
- Başkahramanımızı Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri” öyküsündeki başkarakterine benzettim. Oradaki karakterimiz de memur idi ve kendi varlığını kabul ettirme çabasındayken artık gerçek dünyadan ayrılıp köpeklerle iletişim kurduğu dünyaya geçmişti ve olay en sonunda kendini “İspanya” kralı sanmasına varmıştı.
- Karakterin “Bir kız babası olsaydım” şeklinde başladığı nutuk, bana Hugo’nun “Sefiller” adlı kitabının başkahramanı Jean Valian ve babalığını yaptığı Cosette arasındaki ilişkiyi anımsatmasından ziyade tıpatıp yansıtıldığını düşünüyorum.