Puan vermedi·80 syf.····Okunma: 20 Nisan 2019 09:34 Zweig'ın tek bir cümlesi bazen bir kitap kadar dolu olabiliyor. Hemen her kitabında okuyucuya özet niteliğinde birkaç cümle veriyor Zweig.
Burada da "Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir." diyerek adeta kitabı özetliyor.
Fakat benim değinmek istediğim noktalar biraz daha farklı aslında (birkaç spoiler). Kitap bittikten sonra kafama takılanlar şunlar oldu: Bir adam, sırf kendisine yapılmasını istediği bir itiraf için karısına neden böyle bir eziyet verir? Karısının allak bullak olan psikolojisini ve içinde bulunduğu durumdan dolayı muzdarip oluşunu gören adamın bu yaptığı doğru mudur? Böyle bir oyun tasarlamak yerine daha ilk anda kadınla konuşmak en doğrusu olmaz mıydı? Kadın neredeyse intihar edecekti ve bunu bir halat, bıçak veya silah yardımıyla daha kısa yoldan yapmayı planlasaydı kocasının bu intiharı engellemesi olanaksız olacaktı. Yahut o bozuk psikoloji ile şantajcıyı da öldürebilirdi. Bu durumda suçu kimde arayacaktık?
Velhasıl ortada bir aldatma olsa da bunun şehvet dolu ve bile isteye yapılmadığı ortada. Kadın kendi içinde kurmuş olduğu mahkemede zaten kendini mahkûm etmiş. Ve her şeyin farkında olduğu hâlde karısını neredeyse çıldırtacak bir oyun düzenleyen koca. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben kocasını son derece hatalı buldum.
Okuyun siz de yorumlayın bakalım.