·160 syf.····Okunma: 25 Nisan 2019 13:15 Öncelikle bu romanla ilgili anlayamadığım ana sorun neden bu kadar tutulduğu ve insanları yazara hayran bıraktığı düşüncesi. Edebi olarak son derece vasat bir kitap maalesef. Edebi derinlik yönünden son derece zayıf adeta yok denebilir. Kaybeden edebiyatı yada yeraltı edebiyatı asla değil. Varoluşsal temeli olmaması ayrı bir konu. Aksini iddia edenler olabilir sonuna kadar tartışırım. Yeraltı edebiyatı, Beat kuşağı kısmı ise tam fiyasko. Loser(kaybeden)'in hayatına dair en ufak çaba göstermemesi üzerine diğer insanlardan hiçbir farkı olmaması kitaba ait tema. Değişme isteği, dönüşme çabası gibi konuların olmaması da romanın içerisinde. Olsaydı herhalde şok geçirirdim. Yirmili yaşlarında olduğunu iddia eden bir yazar ve kendisinin son derece sıradan bir yazar olabilme macerası üzerine ilerliyor. Çevresinden saygı görebilmek için yazar olabilme çabası? İstemekle yada sadece yazma uğraşıyla yazar olabileceğini düşünmek. Günümüzde bu türde insan çok ve yazdıkları maalesef kağıt israfı. Romanımızın içinde aşkta mevcut. Günümüzde olmazsa olmaz peynir ekmek gibi tüketilen yaratıcılık yoksunu bir hikaye daha . Hikayenin devamında hikayenin anlatımı geliyor. Tipik bir ben onu seviyorum o başkasını seviyor. Onun sevdiği onu kabul etmiyor benim sevdiğim bunu biliyor ama beni de kabul etmiyor. Kısaca özetledim çünkü en ufak derinlik barındırmıyor ve günümüz saçma aşk hikayelerinden farksız. Yirmili yaşlarında olan yazarın yaş olgunluğu 14-15 yaşlarındaki yeni ergenliğe adım atmış içgörüsü dahi olmayan bir çocuktan farksız. Hayatı algılama biçimi ve yorumlayışı da bu şekilde çözümleniyor.
Not: Bukowski ön söz yazmış Fante ile ilgili. İkisine tavsiyem Rus edebiyatına ve klasiklerine baksınlar. Bestseller mantığıyla kitap yazmak sonrasında gelen popülarite tek yazarlık kıstası değil!