·531 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mart 2019 00:29 Kitabı aslında üniversitedeyken kitaplarla çok haşır neşir olduğumu gören ev arkadaşım önermişti. Fakat oda okumamıştı. Bana sadece kitabın bir bölümünün seslendirilmiş bir kısmını dinletti. O şeyi dinlediğim zaman istemsizce korktum. Bu kitabın sadece ufak bir bölümünün beni bu şekilde korkutmuş olması o kitabı okumakta beni ürkütmüştü açıkçası.
Kitabı bu durum olduktan 2.5- 3 sene sonra okumak istedim. Okumayı düşündüğüm dönemde tekrar açıp dinlemiştim o kısmını ve bu sefer beni korkutmaktan çok içine çekmişti. Heralde şöyle düşündüm. Şu an içinde bulunduğum durumdan daha fazla etkileyemez. O yüzden şu an okumanın tam zamanı...
Kitabı okurken tam da kitabın havasındaydım hayata dair bakışımın tamamen kitabın tarzında olduğunu okurken daha net anladım. Bu yüzden kitap beni daha fazla ilgilendirdi. Okuduğum bir çok satırda gözlerimi satırlardan çekip önüme bomboş çok baktım. Kitap okuyanların çoğu bilir ki bir okur bir kitabı okurken bu tarz şeyler yapıyorsa o kitap okumak için doğru bir kitaptır.
Kitabı bitirdikten sonra yazarı araştırdım. Kitap yazarın ilk kitabı. Kitabı gibi bakışları ve görünüşü de ürkütücü olan Hakan Günday'ın bu kitabı hiçte korkutucu olmayan bir yaşta 23 yaşında bir üniversiteyi bitirmeye çalışırken, sanatsal bir kaygıyla değilde tamamen sıkıştığı bir anda yazmaya başladığını öğrendiğimde bir kez daha şaşırdım. Ne yani bu tokat gibi dizeler 23 yaşında bir üniversite öğrencisinden mi çıktı. Dedim. Daha fazla araştırdım yani bu adam ne yaşamış ta bunları 23 yaşında yazabilmiş diye çok röportaj dinledim , okudum. Ama beni tam anlamıyla tatmin etmedi hiç biri. Büyük ihtimalle bu kısım aslında hiç bir şeyi söylemekten korkmayan bir tavırda olduğunu anladığım Hakan Günday'ın yumuşak karnı ve bunu belki de en yakınları dahi bilmiyor.
Kitap bir baş köşe kitabıdır. Alın ve okuyun. Hakan Günday'ı daha erken tanısaymışım keşke demeyin