·72 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2019 22:32 Anton Pavloviç Çehov gerçekçiliği, eleştirel, psikolojik ve felsefeyi harmanlayan düşünceleri ile kitaplarını her okuduğumda vurucu bir etki bırakıyor yüreğimde. Betimlemelerini ayrıca seviyorum. Öyle hemen bir kitabın içerisine giremeyenlerdenim, maalesef birçok görsel ya da teknoloji anlamında da gereksiz bilgilerle beynimi doldurduğum için odaklanma problemi yaşıyorum, bunu Çehov amcanın eserlerinde yok ettiğimi görmek, kaleminin ne kadar etkili olduğunu kavrayışımla mesud oluyorum. Hayatını internette okuduğumda çocukluğu zorluklarla geçmiş, babasının ticarete yeteneği olmadığı için bakkalda çırağı olmuş, daha sonraları tıp eğitimi alırken dergilerde yazarak geçim derdi ile uğraşan doktor Çehov öyküleri ile bence gönülllere taht kuran bir yazar. Hem güldüren, hem hüzünlendiren hem de düşünmeye vesile olan kısa ve etkili öyküler yazması zihnimin yıldızlı köşesinde diyerek kitaba ışınlanayım.
KOĞUŞUN ALTINCISI MI? HASTANE Mİ , AKLIN YİTİRİLMİŞ FANUSU MU, NEDİR BU?
Hastane dediğimizde şifa veren yer gelir aklımıza lakin burası boğuk, unutulmaya yüz tutmuş, adeta yıkık bir yer..Kalan beş insan, beş farklı izin, yaşanmışlığın bütüncül bir karesi. Hastanedeki koğuş. Koğuşun içerisinde bir gözlemci hissiyatıyla, orada neler yaşanıyor, isyanların, davranışların yanık küllerini yutarcasına, nefes almak güçleşiyor diyebilirim.. Yaşlı bekçi Nikita’nın dayakla düzeni sağlama mottosunu, Moyseyka’nın hizmet etmeyi sevmesini ve dilenmesini, İvan Dimitriç’in kaygılı hali ve takip edilme korkusunu yakından görüyorum adeta. Andrey Yefimiç’in hastanede doktor olması, ah içselleştiremedim doktorluğunu efendim.. Ağırlığını, kendine güvenini hissedemedim, güçsüzlük hakim ruhunda. Görünüşüne dikkat etmeyen, netliği olmayan, hayır diyemeyen zorluk nedir bilmeyenler kulübünden. Bir dostu var ki Mihail Averyanıç, onunla sohbet edebiliyor, aklını kullanabilen, tartışabilen insanlar arayan lakin etrafında bunu göremeyen bir doktor. Varoluşsal sancılar ruhunda prangalaşmış.. ‘’ Hayat can sıkıcı bir tuzaktır. Düşünen bir insan olgunluğa eriştiğinde ve tam bir bilinç kazandığında kendini istençsiz olarak sanki çıkışı olmayan bir tuzağın içindeymiş gibi hisseder.’’ (23) der doktor Andrey. İvan Dimitriç ile sohbet etmek vazgeçilmezi olmuştur, felsefi düşüncelerinin büyüsü etkilemiştir çünkü gerçekliğin damgasını vurur Dimitriç. Yanlış bir duruma tepki göstermenin, mücadele etmenin önemini kırbaçlı sözleriyle yankılatır kulaklarımıza. Andrey’in stoacılığın izinden giden sözleri ve eylemleri de Dimitriç’in hiddetlenmesine ayrı bir sebeptir. Daha fazla olayın içerisine girmeden, burada sonlandırayımm.
Felsefi konuşmaların olduğu, düşünmeye iten, etkileyici bu eseri çok sevdim, birçok ders çıkartıcı durum ve olgular var. Karakterler de unutulmayacak türden. Tavsiye ederimm. ^_^ Çeviri de oldukça iyi bence, akıcılık hakim.