Gönderi

Puan vermedi·105 syf.··
2019 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2019 23:25
Jung, 1875 yılında İsviçre'de dünyaya gelmiş büyükbabasının adını taşıyan papaz bir babanın oğludur. Analitik psikolojinin kurucusudur. Jung aynı zamanda, Sigmund Freud ve Alfred Adler ile beraber derinlik psikolojisinin kurucularından biridir. Din psikolojisiyle bu kadar ilgilenmesinin altında babasının bir papaz olmasının etkisi olduğu söylenmektedir. En başta değinmemiz gereken şey sanırım Jung'ın ‘din’ kavramından bahsederken belirli bir inanç kabulü veya itikadı kastetmediğidir. O her inanç sisteminin ya da mezhebin, ‘numinosum’ tecrübesi ile temellendiğini savunurken,  numinosum etkisinin bir tecrübeyi uyandırdığına, bu tecrübenin ise sadakat, inanç ve güven gibi duyguları açığa çıkararak, bir bilinç değişimini sağladığından bahsetmesidir. Kitabın daha iyi anlaşılması açısından öncelikle kitapta yoğun bir şekilde geçen bazı kavramları, Jung 'a göre açıklayalım. >>Numinosum<< "Din, Alman teolok Rudolf Otto’nun deyimiyle “numinosum” a, yani istence bağlı keyfi hareketlerin bir sonucu olmayan dinamik bir varlığa veya etkiye, dikkatli ve özenli bir şekilde uymaktır. Numinous, Latince numen'den türetilmiş, "manevi veya dini duyguyu uyandıran, gizemli veya huşu uyandıran" anlamına gelen bir İngilizce sıfattır." >>Arketip<< "Arketipler, bireyi benzer durumlarla karşılaşan ataları gibi davranmaya hazırlayan zihinsel deneyimlerin daha önceden var olan belirleyicileridir. Arketipler, bilinçdışı tabiata ait imgeler, kalıtsal eğilimler ve tüm insanlığa has doğal nöropsişik merkezler olarak da tanımlanır." >>Gölge<< "Gölge bilinçdışındaki bir arketiptir. Bilinç ve benliğin karşıtı, tersidir. İstenilmeyen, kabûl görmeyen tüm kişisel özelikler gölge arketipine dâhil olmaktadır. Örneğin, kişi kendini ince olarak tanımlıyorsa onun gölgesi kaba ve katıdır. Acımasız birinin gölgesi çok ince ve şefkatlidir. Kendini çirkin olarak tanımlayan kişinin gölgesi güzel olmaktadır.Buna karşın, diğerleri bunu görmezse kişinin güzel tanımlaması yalnızca kendisini kibirlendirir. " Kitapta bu tanımı üzerinde dururken Jung, bu gölgeden çok yoğun bir çaba sonucunda kurtulmanın mümkün olduğunu, ancak nevrozlu bireylerde bundan kurtulmaya çalışmanın (tedavi amaçlı ) " kişinin baş ağrısını karşısında başını kesmek" kadar absürt olduğunu, bu yüzden gölge ve kişiliğin aynı rotada ilerlemesi gerektiğini anlatmaktadır. >>Anima ve Animus<< "Erkeğin bilinçaltında, iç benlikte kadınsı olarak ifade bulan arketip anima, aynı şekilde kadının bilinçaltında erkeksi olarak ifade bulan arketip animus’tur. Erkeğin duyarlılığı sık sık baskılandığından, anima en önemli otonom komplekslerden biridir. Kendini rüyalarda gösterdiği söylenir. Ayrıca anima, erkeğin kadınla olan etkileşimlerini ve davranışlarını etkiler ki aynısı animus ve kadın için de geçerlidir. Jung’a göre, “Bireyin gelişiminde gölgeyle yüzleşmek, çıraklık eseridir. Anima ile olan ise başyapıttır." >>Kolektif Güç << "Kollektif güç,  bir toplumda her bireyin eş zamanlı olarak ve kendi gücü oranında destek vererek oluşturduğu; bir amacın yerine gelmesini veya getirilmesini sağlayan yapma, yerine getirme ve istenen sonuca ulaşma eylemidi." Jung kitapta dinin ve psikolojinin felsefesine her ne kadar girmese de var olmanın salt fiziksel olma varsayımının kendisine gülünç geldiğini, tek varolma biçiminin psişik olduğunu söyler. Aklımızın kendi var oluşunu algılayamadığını çünkü kendi dışında bir kaldırma noktası olmadığını anlatır. Ayrıca kitapta insanların bedensel hastalıklar karşısında, örneğin kanser gibi, bunun bedeninde yol açan sorumlunun kendisinin olduğu fikrini red ettiklerini ama söz konusu hastalık ruhsal hastalık olunca, sanki ruhsal hastalıkların tüm zeminlerini kendileri oluşturmuş gibi sorumluluk aldıklarını ve bunun altında ezildiklerine değinir. Kitapta Jung Tanrı kavramına iki farklı boyutta yaklaşmıştır. Birinci yaklaşımı, bizzat kitapta geçen kendi cümlesiyle " çoğunluk bana filozof dese de ben bir ampiristim." İfadesinden anlaşılacağı gibi deney yoluyla kanıtlanmayan, bilimsel dayanağı olmayan görüşlerin psikolojide de yerinin olmadığını söylemesidir. *Ampirist=deneyci Bir diğer yaklaşımı ise Tanrı’nın varlığına yönelik (ontolojik) net bir çıkarım ortaya koymasa da, Tanrı’yı psişedeki en güçlü imaj olarak tanımlamış, insan psişesinde var olan bir imajın, aslında bir hakikatin de gerçek varlığına işaret ettiğini belirtmiştir. Bu hakikat gerçeğini aklın algılama kapasitesi dışında kaldığına (kitapta insan beyninin algılama konusunda kendisi dışında bir arşimed noktasını olmadığına değiniyor) ve bilimin bu konuda kanıtlayabilme olasılığının olmadığına, bu yüzden bilimin ötesinde keşfedilmemiş psişik şeylerin olduğunu söyler. İtiraf etmem gerekirse İçerik olarak çok fazla yoğun bir kitaptı okurken beni fazlasıyla zorladı ve yordu. Bütün bunlara değinirken insanlık tarihinden bu yana var olan dinlerin tarihsel geçmişlerine değinerek anlatıyor. Ayrıca okuyucuya, klinik anlamda kendisine başvuran hastaların rüyalarından dinlerin tarihsel bir yolculuğuna çıkarıyor. Kalıtım yoluyla olmasa bile insanların din konusunda, hiçbir şekilde bilmedikleri halde, eski kuşaklardan etkilendiğini( bakınız , arketipler) bilinçaltında bunların kalıntılarına örnekler göstererek bu savını savunuyor. Kendi adıma böyle bir kitabı okuduğum için kendimi tebrik ediyorum okuyacaklara keyifli okumalar şimdiden :))) ve son sözü yine Jung bırakarak bu incelememi noktalıyorum. "Tüm dünya din konusunda ne düşünürse düşünsün, dinsel deneyim yaşamış biri, kendisine hayat, anlam ve güzellik kaynağı olan ve dünyaya ve insanlığa yeni bir parlaklık veren büyük bir hâzineye sahip olmuştur. Barışa kavuşmuştur" İncelemede yararlandığım kaynakça : (1) Aydın R.A . Tanrı Algısına Jung'cı Bir Bakış makalesi (2 ) Psikoloji ve Din kitabı (3) Wikipedia (4) Uyar A.E. Jung'ın Dine Bakışı makalesi
Psikoloji ve DinCarl Gustav Jung · Okyanus Yayıncılık · 2017796 okunma
··
714 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Öncelikle inceleme yazdığın için(böyle bir kitaba) seni tebrik ediyorum. Bazı kavramları açıklamanı anlamsız gördüm. Çünkü bu kitap bir roman değildir. Okuyucusu belli ve düşünsel tarzda bir kitaptır. Jung düşünceleri belli Din Psikologudur. Aynı zamanda Din Sosyolojisinde de kıymetedeğer düşünceleri vardır. Kollektif güç ve Numen kavramlarını ben farklı manada biliyorum. Numen Fenomen olanın zıddıdır yani; Fenomen olan fani olan dünya ile ilgilidir. Numen ise metafizik olan ile. Bu yüzden tanrı ruh ve ahiret için numen derler. Kollektif güç ise: Bireylerin zihinlerinde oluşmuş birtakım fikirlerin toplumsal tabanda açığa çıkmasıdır diyebiliriz. Nasıl... Toplumumuzda yaşanan bir kültür vardır. O kültürü savunan da bireylerdir. İşte bu bireyler mesela anomik(kuraldışı) bir şey gerçekleştiğinde ona tepki koyandır. İşte bu da Kollektif bilincin yansıması olan kollektif güçtür. Şöyle ifade edelim: Bir toplumda eğer büyük oranda oruç tutuluyorsa oruç tutmayanlar aşikâr olarak yiyip içiyorsa onlara tepki koyacak olan da Kolektif güçtür.
Fîlankes
Gönderi Sahibi
Evet haklısın :)) iyi geceler
Nefis bir inceleme olmuş, emeğiniz varolsun...👏
Fîlankes
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, sağ olun 🌺
Kitabi okuma sözlüğü niteliginde bir inceleme olmuş. Emek verip ayrıntılı bir inceleme yazmışsın. Emeğine sağlık. Ama kitabı okuma konusunda gözüm de korkmadı değil. Keşke #636885 şöyle bir inceleme yazsaydınız da daha çok feyz alsaydık :)
Fîlankes
Gönderi Sahibi
:))
Kitaba verdiğiniz emeği incelemenizden görmek mümkün. İncelemeyi okuyanlara kolaylık olsun diye bazı kavramları açıklamanız ayrıca güzel. 🙏😊👍🏻