8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
YILMAZ ÖZDİL - M.KEMAL Okudum Bitti… Çıktığı günden beri hakkında olumlu olumsuz pek çok değerlendirme yazısı okudum. Yazarı sevdiğim için hayal kırıklığım olacak diye okumayı erteledim. En son bu kaygıyla ZİYAN’ı okumayı ertelemiştim. Hakan Günday’ın bu romanını en sona bırakmıştım. Diğerleri özellikle PİÇ, bence çok güzeldi. ZİYAN bana hayal kırıklığı yaşatmadı. Sonunda öğrencim, kitabı yazarına imzalatıp hediye edince okuma işini daha fazla ertelemem olanaksız oldu. Yaşantımın bir bölümünde BÜYÜK DEHA hakkında çok olumsuz düşüncelere sahiptim. Edindiğim olumsuz düşünceleri destekleyebilmek adına, O’nun hakkında yazılanları okumak zorunluluğu duydum. O’nun bir mit, bir abartı olduğunu daha kolay ve inandırıcı bir biçimde kanıtlamak istiyordum. Lisede öğrenciyken bir etkinliğe Aziz Nesin gelmişti. Onu da çok sevdiğimden elimdeki iki kitabını ona imzalattım. Hayatımda yazarına imzalattığım ilk kitaplarım onlardı. Etkinlik bitti. Aziz Nesin’in gitme saati geldiğinde çevresindeki bazı insanlar son bir soru soralım yazara dediler. Konu Atatürk’e geldi. Aziz Nesin, “kitaplarımda geçer, ben onu okudukça gözümde büyüdü ve en sonunda dağ oldu. O’nu anlamak çok okumayı gerektirir. Kolayca düşmanı olabilirsiniz. Okumuyorsanız ezberler inanırsınız. Ama okuyorsanız eninde sonunda o büyük adamın bir hayranı olmanız kaçınılmazdır” anlamında kısa bir konuşma yaptı. Bu belirlemenin doğru olduğunu yaşayarak öğrendim. Atatürk hakkında yazılmış ve onu kötülemeyi amaçlamış neredeyse bütün kitapları okudum. BOZKURT u okurken Armstrong adındaki adamın Atatürk’e karşı nasıl duygular içinde olduğunu anlayamadım. Önce yerin dibine batırıyor ondan sonra gizleyemediği hayranlığını açık etmekten çekinmiyordu. Ardından RIZA NUR’un “hatırat”ını okudum. Deli saçması bile değildi. Yazar şizofrenik belirtiler gösteriyordu. Ancak ne yazık ki bizim sözde aydınlarımızı inandırmayı başarmıştı. Ülkemizde yarı solcu, yarı İslamcı, yarı ülkücü ve yarı Atatürkçü diye ad verebileceğimiz farklı güruhlar var. Acıdır ki bunların hepsi gerçekten yarımdır. Solcusu, marks’ı tanımaz, Lenin, Stalin, Enver Hoca, Mao hayranıdır. Ama onları da okumamıştır. İslamcısı Kur’an-ı Kerim’i yalnızca okur ve anlamaz. Devr-i saadet’ten dem vurur. Ama yalnızca duyduklarını anlatır. Onlar da okumaz. Yarı Atatürkçüler NUTUK’un sayfasını bile açmamışlardır. Yarı ülkücüler, Türkeş’ten söz açarlar. DOKUZ IŞIK diye bir kitaptan haberleri yoktur. Atilla İlhan Ustanın deyişiyle emperyalizmin dilini konuşurlar. Son beş yıldır, Atatürk hakkında yeniden kitaplar yazılmaya başlandı. Bu, bir sonuçtur. Ve benim düşünceme göre olumlu bir sonuçtur. Bu sonucu iyi okumak gereklidir. İlber Ortaylı, Celal Şengör, Emr Kongar, Tahsin Yücel ve elbette TURGUR ÖZAKMAN çok ama çok önemli başvuru şaheserleridir. Yılmaz Özdil de yazdı. Az önce bitirdiğim kitap hakkında zaten daha önce kitap gruplarında olumsuz bazı değerlendirmeler okumuştum. Bu yazılanların doğru olduğunu düşünüyorum. Ancak Yılmaz Özdil bir gazeteci olduğunu, kendine özel bir üslubu olduğunu unutmamak gerekir bence. Evet, “Zübeyde” demek yerine “Zübeyde Hanım” diyebilirdi ve daha güzel olurdu. (s.17, 21,25 vd) “At tepmesi” yerine başka bir ifade kullanabilirdi ve iyi olurdu. (s.49) Topal Osman’ın Köşkü basmasından söz ettiği bölümde anlaşılıyor ki ÜMİT DOĞAN’ın “Topal Osman” adlı çalışması incelenmemiş. Çünkü Topal Osman konusu aslında bize bilinçli olarak yanlış anlatılmış. Ümit Doğan bu yanlışı aynı adlı kitabında belgeleriyle düzeltiyor. Halide Edip’in daktilo istemesi ve demiryolları komutanlığından emir ile getirtilen daktilo konusunda, Latife Hanım konusundaki değerlendirmesinde daha dikkatli davranabilir, demiryolu komutanın istifası konusunu daha nazik ifade edebilirdi. Çünkü bence Özdil’in yazdığının tersine kapris yapan komutan değil, Halide Edip’in kendisiydi. Latife Hanımdan ayrılması konusundaki ifadelerinde daha tarafsız olabilirdi. İfadelerinde sanki Latife Hanım büyük bir haksızlığa uğramış gibi anlaşılıyor. Onun üslupsuzluğu, fevri davranışlarının bazen –bence- terbiyesizliğe vardığı atlanıyor. Ancak günümüz gençlerinin okuma alışkanlıkları, bambaşka öğrenme biçimleri ve seçimleri göz önüne alındığında; sıradan bir lise öğrencisine T. ÖZAKMAN’ın DİRİLİŞ, ŞU ÇILGIN TÜRKLER’ini okutamayabiliriz. İlber Ortaylı’yı izlerler ama kitabını okuyanına ço nadir rastladım. Celal ŞENGÖR’e hayranlık duyanları vardır ama DAHİ DİKTATÖR ü okumuyorlar. Örnekler çoğaltılabilir. Ancak bugünlerde en ilgisiz görünen öğrencilerimde bile yılmaz Özdil’in kitabını görüyorum. Birbirlerine bu kitabı hediye ediyorlar, hakkında konuşuyor ve tartışıyorlar. Bu yönüyle bile yazar amacına ulaşmıştır. Büyük Adam’ın Bulgarca konuşabildiğine, vals ve polska oynayabildiğine, babası Ali Rıza Efendinin Osm-Rus savaşına katıldığına,Namık Kemal ve Fikret hayranı olduğuna şaşırıyorlar. Fransız yazması, okuması ve akıcı biçimde konuşmasına, Almanca anlamasına, iki ay boyunca zindanda kalmasına İLYADA okumuş olmasına, Abdülhamit’in kendisinden övgüyle söz etmesine, son Osmanlı veliahtı olabilecek olan Ertuğrul Efendinin Atatürk’ten hayranlık ve saygı ile söz etmesine hayran kalıyorlar. Gençler Latife ve Fikriye hakkında konuşuyorlar ama kitapta geçen örneğin Topkapılı Cambaz Mehmet’i ve Fatma Seher – Kara Fatma’yı da bu arada tanımış oluyorlar. Yazar çok tekrar edilen bazı yalanları da belgeleriyle açıklıyor. Vahdettin’in 40.000 bazen 400.000 altın ile Samsun’a gönderdiği konusunun netleşmesi, Mustafa Sagir konusundaki öngörüsüne ve bu ajanın asılarak idam edilmesine ilgi duyuyor ve tartışıyorlar. Kitapta yabancı gazetecilerin Atatürk hakkındaki görüşleri de kısaca anlatılıyor. Büyük Adam’ın bir yabancıya nasıl göründüğünü okuyunca başka bir Atatürk oluşuyor kafalarında. Sevdiği yemekleri, okuduğu kitapları, dinlediği müzikleri, tarihe olan ilgisini öğreniyorlar. Kuramsal fizik kitapları okuyup satırlarının altını çizdiğini, bilim kurguya çok ilgi duyduğunu, Rumeli şivesiyle konuştuğunu, çok yönlü olduğunu, güçlü olduğunu ve kibirli olmadığını öğreniyorlar. Doğaya, ağaçlara, hayvanlara, evrene aşık olduğunu öğreniyorlar. Sonuç olarak, kimi bakışa göre hatalar veya eksikler olabilir. Ancak ben bu kitabın tam olarak gençlerin dünyasına bir ATATÜRK kapısı açabilmek amacıyla yazıldığı düşüncesine vardım. Önemli olan onların okumasıdır. Amacına ulaşmış bir kitaptır bence. Akademik derinlik, belge hevesiyle sıkıcılığa düşmemiş. Okuyan insanda ATATÜRK SEVGİSİ yaratmayı amaçlamış ve başarmış, değerli bir kitaptır. Okunmasını çok yararlı buluyorum.
Tarih
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
··
42 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mustafa Kemal'i Şevket Süreyya'dan okuyun. Yada Andrew Mango'dan.