64 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bir Zweig kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım.
Yine 60 sayfaya bir çok duygunun, betimlemenin sığdığı bir kitap ve öykü.

*Orta miktarda spoiler

" 1912 yılının Mart ayında Napoli limanında, büyük bir transatlantiğin yük boşaltma işlemleri sırasında, gazetelerin hakkında oldukça kapsamlı, ama hayali unsurlarla süslenmiş haberler yayımladıkları tuhaf bir kaza meydana geldi, “Oceania”nın yolcusu olmama rağmen benim de tıpkı diğerleri gibi bu garip olaya tanık olmam mümkün değildi, çünkü olay gece kömür yükleme ve yük boşaltma işlemi sırasında cereyan etmişti ve o sırada biz, gürültüden kaçmak için karaya çıkmış, oradaki kafelerde ya da tiyatrolarda vakit geçiriyorduk. Yine de ben şahsen, o zamanlar dile getirmediğim bazı tahminlerimin, yaşanan o [sahnenin gerçek açıklaması içinde barındırdığını düşünüyorum ve aradan geçen bunca yılın ardından, o garip olayın hemen öncesinde gerçekleşen özel bir konuşmayı artık açıklayabilirim diye düşünüyorum. " syf:1

Diye başlayan ve o özel konuşmayı, olayları size bir solukta anlatan bir öykü.

Peki nedir Amok ?
"Bir Malezyalı, son derece sade, son derece iyiliksever bir insan, içkisini içiyor… orada öylece oturuyor, duygusuz, umursamaz, donuk… tıpkı benim odamda oturduğum gibi… ve birden ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor ve sokağa koşuyor… dosdoğru koşuyor, hep dosdoğru… nereye olduğunu bilmeden. Yolda karşısına ne çıkarsa çıksın, insan, hayvan, hançeriyle vurup yere seriyor ve kan sarhoşluğu onu daha da öfkelendiriyor… sürekli koşar, hiçbir şey görmez, karşısına çıkan her şeyi yere yıkar… ta ki biri onu kuduz bir köpek gibi vurup yere serene ya da kendiliğinden köpükler içinde yere yıkılana kadar…” (s.31)

Romanın başkahramanı doktor malesef böyle bir hastalığa yakalanmış, kaçmak da olduğu gemide hiç tanımadığı bir kişi ile de bu durumu ve yaşadıklarını paylaşır.

İlk sayfalarda sıradan bir yardım etme hikayesi gibi gözüksede ilerledikçe konunun sizi tamamen içine çektiğini fark edecek, duygudan duyguya sürükleneceksiniz. Ve tabiki bir adam bir kadının ruh halini duygularını nasıl böyle mükemmel ifade etmiş diye şaşıracaksınız.

Başkahramanımız doktor bir kadına yardım etmek için hastanenin kasasından para çalar ve ülkeden uzaklaşmak zorunda kalır.
Yeni görevi için gittiği yer de "amok" hastalığını tetikleyecek bir kadının gizli kalmasını istediği bir konuyla doktoru ziyaret etmesi ile başlar her şey.

Kadının kibirli tavrına sinirlenip rica etme isteği karşısında red alıp üstelik "bunu yapmaktansa ölmeyi tercih ederim" diyerek kadının kliniği terk etmesi ile doktor en başta olduğu yerde kalır fakat bu yardımsever isteği büyük bir hırsa yani amok koşucusuna dönüşünce var gücü ile kadının peşinden koşmaya başlar.

Çılgınca yardım etme isteği ise başına hiç beklemediği şeyleri getirir.

İlk satırlardaki kaza nasıl başlamış gelişmiş ve nelerle sonuçlanmış diye merak ediyorsanız cevabı bu kısacık ama dopdolu 60 sayfanın içinde.

Şimdiden iyi okumalar ^_^