9/10
·328 syf.··
2019 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2019 18:40
Aman Allah'ım!! İçinden çıkamadım kronolojinin.. Nasıl bu kadar İnce ince tarih dokur bir yazar. 1932 Ramazan ayının hemen hemen her zamanında yaşanmış olan olayları büyük bir titizlikle kaleme almış Dücane. Şaşırdım mı? Tabi ki hayır. Okumuş olduğum diğer teolojik eserlerinde de durum aynı; titizlikle kronoloji... Ana konu Atatürk ve Kur'an diyebilirim kitapta. Atatürk'ün,kimi yerlerde, Kur'an ile ilgili dile getirmek istediğim cümlelerine, kimi yerlerde, Kur'an, Kur'an dili ve Kur'an-ı dile getirenleri küçümseyici cümlelerine rastladım. Sonuna kadar kendisine katıldığım bir örneği verecek olursam: Mustafa Kemal Atatürk,sofradakilerden birine namazla ilgili suâller sorduktan sonra, nihayet sıra Kur'an'dan bazı âyetlere gelir. Bu sefer Atatürk, sofradakilere Yâsîn Sûresinden bazı âyetler sorup bunların  tercümesini ister. Orada bulunanlardan bazısı tercümeyi yapabilirken,bazıları da yapamaz. Fakat netice itibariyle hiç kimse Atatürk'ü tatmin  edemez. Bunun üzerine Atatürk ilk muhatabına şu suâli tevcih eder :  — Peki demin sen, "âdeta Allah'la karşı karşıya kalıyorum" dedin ; O'na kendi anlamadığın bir dille hitab ettin. Bu söylediklerinden sen birşey anlamadığın halde, Allah'ın mutlaka Arapça anladığına nasıl hükmettin?  — Efendim , Kur'an-ı Kerim Arapça nâzil olmuştur da...  — Evet ama, Kur'an-ı Kerim Arabistan'da, Arap milletine kendi diliyle hitab ediyordu. Sorarım size, Allah yalnız Arapların Allahı mıdır ?  — Hayır efendim, Cenab-ı Hak , Rabb'ul-Âlemîn'dir !  — O halde...  — ! ! ! İşte burada Atatürk, Kur'an'in evrenselliğine değiniyor. Ancak, Hafızlar hakkındaki görüşü "ancak kal kale yaparlar" demesini, ulemayı küçük düşürmesini hiç doğru bulmadım! 'Turkce Kur'an' a karşı çıktıkları için de, 1932 Ramazan ayında ulemayı sarayın alt katında rehin gibi tutup iftar verilmemesini, son derece zalimce buldum. Bir çok ezberimi bozdu bu kitap. Bunlardan bir tanesi laiklik ilkesinin sadece sözde kalmış olmasıdır. Zira, Atatürk, devletin yöneticisidir. Bizzat Kur'an ve dini güncellemek istemesi laiklik ilkesinin sadece sözde kalmış olduğuna tek delildir. Son olarak da, Kur'an ve Kur'an in anlamına muhatab olan herkesin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum.. Keyifli okumalar :)
1000Kitap
Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisiDücane Cündioğlu · Kitabevi Yayınları · 199843 okunma
··
108 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
GONCA
Gönderi Sahibi
Evreka!!! Sevgili @blindspot ve @Herodikos O yazıdaki iddiaların kaynağı, Eşref Edip in Dinde Reform Kahramanı başlıklı bir yazısından... Araştırmaya ve kaynağı bulmaya vesile olan yorumlarınız için teşekkür ederim 🙋
Türkçe Kuran'a karşı çıktıkları için 1932'de ulemayi rehin tutma olayı ile ilgili yazarın kaynağı var mı? Çünkü ciddi bir iddia bu. Ciddi iddialar, ciddi kanıtlar ister. Laiklik tam manasıyla cumhuriyetin hiçbir zamanında uygulanmamistir. Atatürk'ün laikliği tam manasıyla uygulamasını beklemek de bence dönemin şartlarından dolayi mantıklı değildir. Çünkü halk son derece cahil, bilgisiz bir haldedir. Bu nedenle çok çabuk şekilde kötü niyetli,kendi çıkarıni düşünen şeyhler, mollalar tarafında manipüle edilebilir haldelerdir. Halkı aydinlatmadan, okuma yazma öğretmeden ve eğitim verip, kendi akliyla düşünüp, sorgulayip kendisi karar verir hale getirmeden laikliği kesinkes uygulamanın hiçkimseye faydası olmazdı. Bunun için diyanetin devletin kontrolü altında tutulması bence mantıklıdir. Ayrıca dini güncelleme konusu yoruma açık, tam manasiyla kastedilen nedir anlayamadım. Atatürk, Kuran'ı, hadisleri Türkçeye cevirtiyor, bunları ücretsiz şekilde dagittiriyor. Türkçe ezan konusunda istişare ediyor, kendi kafasına göre bunu yapmıyor. Atatürk'ün din politikasını salt türkçe ezana indirgemek ve bu yolla onu halka olumsuz göstermek bence mantıklı değildir. (Bunu siz yapıyorsunuz demiyorum,bu sıklıkla yapılıyor, belirtmek istedim sadece.)
GONCA
Gönderi Sahibi
@blindspot hanım, tam kaynak öğrenirseniz lütfen beni de bilgilendirin. Merak ettim bende :)