Eşref Edip

Eşref Edip

Yazar
8.0/10
8 Kişi
·
24
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.010
Gösterim
Adı:
Eşref Edip
Tam adı:
Eşref Edip Fergan
Unvan:
Türk gazeteci, hukuk doktoru
Doğum:
Serez, 1882
Ölüm:
İstanbul, 15 Aralık 1971
Mehmet Akif’in şiirlerini yayımladığı Sırat-ı Müstakim (sonraki adıyla Sebilürreşâd) adlı derginin sahibidir. 1908’den başlayarak 1966’ya kadar çeşitli aralarla 58 yıl boyunca 1107 sayı bu dergiyi yayımlamıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında dergi yoluyla milli mücadele hareketini desteklemiştir. İslamcı görüşlere sahip olan Eşref Edip, Türkiye'deki laikliğin amacının açık bir din düşmanlığı olduğunu savunmuştur. Kara Kitap adlı eserinde Celal Bayar, Şükrü Saraçoğlu gibi birçok ismi İslam düşmanı olarak tanıtan Eşref Edip, Köy Enstitülerini komünist yuvası olarak görmekteydi.



1882’de Selanik’e bağlı bir sancak merkezi olan Serez’de dünyaya geldi. Babası İslâm Ağa, annesi Nefise Hanım’dır. Sıbyan mektebini ve Rüştiyeyi Serez’de okudu. Öğrenimini İstanbul’da Mekteb-i Hukuk’ta sürdürdü. Bir yandan da Çemberlitaş’taki Atik Ali Paşa Camii’nde medrese derslerine devam etti. Bu yıllarda tanıştığı Ebül’ula Mardin ve Mehmet Âkif ile dostluğunu ömürboyu sürdürdü[2].



Manastırlı İsmail Hakkı Efendi gibi dönemin tanınmış vaizlerinin vaazları ve Mekteb-i Hukuk hocalarının ders notlarından yaptığı derlemeleri yayımlayarak yayın hayatına başladı. 1908’de çıkarılmaya başlayan Sırat-ı Müstakim adlı derginin kurucularından birisi oldu. Bu haftalık dergi, İslam Birliği düşüncesinin yayın organı idi. İlk 182 sayıyı Ebül’ula Mardin ile birlikte yayımladı. Ebül’ula’nın üniversitede ders vermeye başlaması üzerine dergiyi tek imtiyaz sahibi olarak yayımlamaya devam etti. 183. Sayıdan itibaren derginin adı “Sebilürreşad” olarak değişti. 1912’de hukuk eğitimini tamamlayan Eşref Edip, hukuk doktorası yapmaya başladı.

Eşref Edip, I. Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakki yönetiminin bazı faaliyetlerini sert bir şekilde eleştirdi. Bu sebeple, 1916’dan 1918 yılının ortalarına kadar bir buçuk yıl süreyle Sebilürreşâd’ın yayımına ara vermek zorunda kaldı. Savaştan sonra Sebilürreşâd’ı işgal altındaki İstanbul’da tekrar yayınlamaya başlayan Eşref Edip, başta Abdullah Cevdet olmak üzere “asrîlik” ve “Garpçılık” taraftarları ile mücadeleye devam etti, Anadolu’da başlayan milli mücadeleyi Mehmet Akif ile birlikte destekledi.



İşgal güçlerinin artan baskısı üzerine İstanbul’dan ayrılan Eşref Edip, Kastamonu’da Mehmet Akif ile buluştu ve Sebilürreşâd’ı Kasım 1920’den itibaren bir süre kaldığı bu şehirde çıkardı; birçok yerde Milli Mücaeleyi destekleyen konuşmalar yaptı, Kastamonu ve çevresinde mücadeleyi Mehmet Akif ile birlikte örgütledi.

Milli mücadeleye katkıları nedeniyle Ankara’ya davet edilip Akif ile birlikte Taceeddin Dergahı’na yerleşen Eşref Edip, 3 Şubat 1921’den itibarense dergiyi Ankara’da çıkarmaya başladı. Askeri birliklerin yardımıyla Anadolu’nun ücra köşelerine ulaştırdığı dergide Mehmet Akif’in yurdun değişik yerlerinde verdiği vaazların metinlerini yayımlayarak ulusal bilincin uyandırılmasına katkıda bulundu.

Ankara’da bulunduğu sırada Mehmed Akif, Said Nursî ve Şeyh Ahmed Senûsî ile birlikte Sivas’ta bir İslâm şûrasının toplanması çalışmalarına katılan Eşref Edip, Millî Mücadele’nin kazanılmasından sonra tekrar İstanbul’a döndü ve yayın faaliyetine burada devam etti.



Eşref Edip, Cumhuriyetin ilanından sonra hızlanan batılılaşma hareketine şiddetle muhalefet etmekteydi. Sebilürreşad’ı İslamcılık düşüncesi doğrultusunda yayınlamayı sürdürdü. Şeyh Said İsyanı üzerine birçok gazete ve dergiyle birlikte Sebilürreşâd da kapatıldı. Eşref Edip tutuklanarak Şark İstiklâl Mahkemesi'ne gönderildi. Önce Ankara, sonra da Diyarbakır'da yargılandı. Sebilürreşâd’ın yayımını durdurmak şartıyla 13 Eylül 1925’te serbest bırakıldı.

Eşref Edip, serbest kaldıktan sonra yayın faaliyetlerine "Asâr-ı İlmiyye Kütüphanesi" adı altında çeviri eserler yayımlayarak devam etti. 1932’de Mısır’a gidip Mehmet Akif ile görüştü.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı İslam Ansiklopedisi'ne karşı Ekim 1940’da İzmirli İsmail Hakkı, Kâmil Miras ve Ömer Rıza Doğrul’la birlikte "İslâm-Türk Ansiklopedisi" ve "Îslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası"’nı çıkarmaya başladı.



Eşref Edip, Türkiye’de çok partili yaşama geçiş yaşanmaktayken Sebilürreşâd’ı yeniden yayımlamaya başladı. Bu yıllarda dergide Ömer Rıza Doğrul, Kazım Nami Duru, Cevat Rıfat Atilhan, Tâhir Olgun, Ali Fuat Başgil ve Hasan Basri Çantay’ın yazıları yer aldı. Sebilürreşâd’ın Mayıs 1948’de başlayan yayımını Şubat 1966’ya kadar 362 sayı devam ettirdi.

Eşref Edip ayrıca Tevhîd-i Efkâr, Yeni Sabah, Millet, Diyanet, Yeni Asya, Yeni İstiklâl, Bugün, Sabah, İttihad gibi dergi ve gazetelere de yazılar yazdı. Hayatı boyunca İslâm birliği fikri doğrultusundaki basını destekledi.

Yazdığı yazılar ve Ahmet Emin Yalman'la yaptığı yazılı tartışmalar yüzünden Malatya olayı (Yalman’ın 22 Kasım 1952 günü lise öğrencisi Hüseyin Üzmez tarafından düzenlenen suikastta yaralanması) sonrasında tutuklandı. Son yargılanması ise 1967’de Bugün Gazetesi’nde yayımlandıktan sonra kitap haline getirilen Kara Kitap adlı kitabı nedeniyle oldu ve beraatle sonuçlandı.



15 Aralık 1971’de vefat etti, Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.
Diğer taraftan, -yine malûm olduğu üzere- bir milletin varlığını vücuda getiren şey, o milletin mâzisidir. Mâziyi nesilden nesile nakleden de lisanı, tarihi ve edebiyatıdır.
Evvelâ şurasını kaydedelim ki, evvel, ahir, benim hiçbir partiyle alâkam, hiçbir siyasî teşekküle(kuruluşa, teşkilâtla) en küçük bir ilgim yoktur; ne geçmişte, ne hâlihazırda... Biz tamamıyla partiler üstü olarak millî ve İslâmî nokta-i nazarla meşgulüz.
Malûm ya, bizim millet öyle programdan-murogramdan ziyade şahıslara, liderlere ehemmiyet verir. Bütün partilerin efrâdı (fertleri) arasında kaç kişi vardır ki programını görmüş okumuş olsun?
"Viyana surlarında Kur'an dili ile ezan okuyan, tekbir getiren kahraman Türk milleti, nasıl olurdu da kendi öz diyarında, kendi öz minaresinde, kendi öz mâbedinde Kur'an dili ile ezan okuyamazdı? Nasıl olmuştu da bu millet, bu zillet derecesine sükût etmişti? Kimler onu bu hâle getirmişti? Bu, olamazdı, fakat oldu işte!"
İnsanlar, geçmişte yaptıkları zulümleri, gayrı adil davranışlarını silmek ister. Lâkin bazı kişiler vasıtasıyla, zulme sessiz kalmayanların gayretleriyle tarih bunları asla unutmaz, hep kaydeder. Bu kitapbın adı da bundan ötürü "Kara Kitap". Türk milleti olarak makus tarihimiz olacak Milli mücadele sonrası ilk parti rejiminden 1960'lara gelinceye değin halkımıza işlenen türlü zulümleri işler. Başta ilk dönem CHP iktidarı olmak üzere ardından gelen DP iktidarını da eleştirir. Daha doğrusu dine, topluma karşı güdülen manevi savaşı ele alır. Bunları bilmek ve bizden sonrakilere aktarmak gereklidir. Eşref Edip, o dönemin içerisinden basın yoluyla mücadele vermiş, gazetelerde tefrika olarak yazılan yazıları burada tek vücut hâline getirilmiştir. Hatta bu kitap yüzünden devrin hükümetince mahkemelik dahi olmuştur. Daha sonraları basımına izin verilmiştir. Kitap asla olaya siyasî yönden bakmıyor, sadece halkın Müslüman-Türk gözünden bağımsız olarak bakıyor. 1930-1960 arasındaki dönemde bu milletin dini anlamda ne güçlükle hayatta kaldığını öğrenmek isteyenlere okumalarını şiddetle tavsiye ederim. İyi okumalar.
Cumhuriyetin kurucu partisinin milletin dinine yönelik düşmanca ve zalimce uygulamalarını anlatan bir kitap. Halk Partisini destekleyen ve kendini Müslüman olarak gören insanların bu tarz kitapları mutlaka okuması gerekir.
Özellikle tek partili dönemlerde yapılanlara ağzım açık kaldı.
"Kematekünü yüvella aleykum"
Siz nasılsanız başınıza geçen de öyle olur.
Eşref Edip’i bu zamana kadar bilmediğim tanımadığım için büyük üzüntü duyuyorum. Dediğim gibi her sayfa geçirişimde ağzım açık şekilde ve merakla diğer sayfada acaba daha nasıl Türk milletini aciz ve rezil duruma düşürebildiler diye merakla ve ızdırapla açıyor insan. Ve seneler önce yazılmış olan bu gerçeklik abidesi kitabın doğru olduğunu şimdiki neslin nasıl olduğuna bakarak üzüntüyle kabulleniyor insan. Yazarın gerek dili gerek üslübu gerçekten muazzam ötesi. Kitapta bahsedilen dönemde zirve yapmış-yaptırılmış edebiyatçılara yazarlara şairlere bakınca yekününün kominist ve eserlerinin içeriğinin insanların iğtikadını zedeler nitelikte sapıkça fikirlerle dolduğunu da gösteriyor yazar bize. Muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum. Merhum Üstad Eşref Edip huzur içinde uyuyasın.
Şimdiden keyifli ve bol kazançlı okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eşref Edip
Tam adı:
Eşref Edip Fergan
Unvan:
Türk gazeteci, hukuk doktoru
Doğum:
Serez, 1882
Ölüm:
İstanbul, 15 Aralık 1971
Mehmet Akif’in şiirlerini yayımladığı Sırat-ı Müstakim (sonraki adıyla Sebilürreşâd) adlı derginin sahibidir. 1908’den başlayarak 1966’ya kadar çeşitli aralarla 58 yıl boyunca 1107 sayı bu dergiyi yayımlamıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında dergi yoluyla milli mücadele hareketini desteklemiştir. İslamcı görüşlere sahip olan Eşref Edip, Türkiye'deki laikliğin amacının açık bir din düşmanlığı olduğunu savunmuştur. Kara Kitap adlı eserinde Celal Bayar, Şükrü Saraçoğlu gibi birçok ismi İslam düşmanı olarak tanıtan Eşref Edip, Köy Enstitülerini komünist yuvası olarak görmekteydi.



1882’de Selanik’e bağlı bir sancak merkezi olan Serez’de dünyaya geldi. Babası İslâm Ağa, annesi Nefise Hanım’dır. Sıbyan mektebini ve Rüştiyeyi Serez’de okudu. Öğrenimini İstanbul’da Mekteb-i Hukuk’ta sürdürdü. Bir yandan da Çemberlitaş’taki Atik Ali Paşa Camii’nde medrese derslerine devam etti. Bu yıllarda tanıştığı Ebül’ula Mardin ve Mehmet Âkif ile dostluğunu ömürboyu sürdürdü[2].



Manastırlı İsmail Hakkı Efendi gibi dönemin tanınmış vaizlerinin vaazları ve Mekteb-i Hukuk hocalarının ders notlarından yaptığı derlemeleri yayımlayarak yayın hayatına başladı. 1908’de çıkarılmaya başlayan Sırat-ı Müstakim adlı derginin kurucularından birisi oldu. Bu haftalık dergi, İslam Birliği düşüncesinin yayın organı idi. İlk 182 sayıyı Ebül’ula Mardin ile birlikte yayımladı. Ebül’ula’nın üniversitede ders vermeye başlaması üzerine dergiyi tek imtiyaz sahibi olarak yayımlamaya devam etti. 183. Sayıdan itibaren derginin adı “Sebilürreşad” olarak değişti. 1912’de hukuk eğitimini tamamlayan Eşref Edip, hukuk doktorası yapmaya başladı.

Eşref Edip, I. Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakki yönetiminin bazı faaliyetlerini sert bir şekilde eleştirdi. Bu sebeple, 1916’dan 1918 yılının ortalarına kadar bir buçuk yıl süreyle Sebilürreşâd’ın yayımına ara vermek zorunda kaldı. Savaştan sonra Sebilürreşâd’ı işgal altındaki İstanbul’da tekrar yayınlamaya başlayan Eşref Edip, başta Abdullah Cevdet olmak üzere “asrîlik” ve “Garpçılık” taraftarları ile mücadeleye devam etti, Anadolu’da başlayan milli mücadeleyi Mehmet Akif ile birlikte destekledi.



İşgal güçlerinin artan baskısı üzerine İstanbul’dan ayrılan Eşref Edip, Kastamonu’da Mehmet Akif ile buluştu ve Sebilürreşâd’ı Kasım 1920’den itibaren bir süre kaldığı bu şehirde çıkardı; birçok yerde Milli Mücaeleyi destekleyen konuşmalar yaptı, Kastamonu ve çevresinde mücadeleyi Mehmet Akif ile birlikte örgütledi.

Milli mücadeleye katkıları nedeniyle Ankara’ya davet edilip Akif ile birlikte Taceeddin Dergahı’na yerleşen Eşref Edip, 3 Şubat 1921’den itibarense dergiyi Ankara’da çıkarmaya başladı. Askeri birliklerin yardımıyla Anadolu’nun ücra köşelerine ulaştırdığı dergide Mehmet Akif’in yurdun değişik yerlerinde verdiği vaazların metinlerini yayımlayarak ulusal bilincin uyandırılmasına katkıda bulundu.

Ankara’da bulunduğu sırada Mehmed Akif, Said Nursî ve Şeyh Ahmed Senûsî ile birlikte Sivas’ta bir İslâm şûrasının toplanması çalışmalarına katılan Eşref Edip, Millî Mücadele’nin kazanılmasından sonra tekrar İstanbul’a döndü ve yayın faaliyetine burada devam etti.



Eşref Edip, Cumhuriyetin ilanından sonra hızlanan batılılaşma hareketine şiddetle muhalefet etmekteydi. Sebilürreşad’ı İslamcılık düşüncesi doğrultusunda yayınlamayı sürdürdü. Şeyh Said İsyanı üzerine birçok gazete ve dergiyle birlikte Sebilürreşâd da kapatıldı. Eşref Edip tutuklanarak Şark İstiklâl Mahkemesi'ne gönderildi. Önce Ankara, sonra da Diyarbakır'da yargılandı. Sebilürreşâd’ın yayımını durdurmak şartıyla 13 Eylül 1925’te serbest bırakıldı.

Eşref Edip, serbest kaldıktan sonra yayın faaliyetlerine "Asâr-ı İlmiyye Kütüphanesi" adı altında çeviri eserler yayımlayarak devam etti. 1932’de Mısır’a gidip Mehmet Akif ile görüştü.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı İslam Ansiklopedisi'ne karşı Ekim 1940’da İzmirli İsmail Hakkı, Kâmil Miras ve Ömer Rıza Doğrul’la birlikte "İslâm-Türk Ansiklopedisi" ve "Îslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası"’nı çıkarmaya başladı.



Eşref Edip, Türkiye’de çok partili yaşama geçiş yaşanmaktayken Sebilürreşâd’ı yeniden yayımlamaya başladı. Bu yıllarda dergide Ömer Rıza Doğrul, Kazım Nami Duru, Cevat Rıfat Atilhan, Tâhir Olgun, Ali Fuat Başgil ve Hasan Basri Çantay’ın yazıları yer aldı. Sebilürreşâd’ın Mayıs 1948’de başlayan yayımını Şubat 1966’ya kadar 362 sayı devam ettirdi.

Eşref Edip ayrıca Tevhîd-i Efkâr, Yeni Sabah, Millet, Diyanet, Yeni Asya, Yeni İstiklâl, Bugün, Sabah, İttihad gibi dergi ve gazetelere de yazılar yazdı. Hayatı boyunca İslâm birliği fikri doğrultusundaki basını destekledi.

Yazdığı yazılar ve Ahmet Emin Yalman'la yaptığı yazılı tartışmalar yüzünden Malatya olayı (Yalman’ın 22 Kasım 1952 günü lise öğrencisi Hüseyin Üzmez tarafından düzenlenen suikastta yaralanması) sonrasında tutuklandı. Son yargılanması ise 1967’de Bugün Gazetesi’nde yayımlandıktan sonra kitap haline getirilen Kara Kitap adlı kitabı nedeniyle oldu ve beraatle sonuçlandı.



15 Aralık 1971’de vefat etti, Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 24 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 19 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.