ön not: alıntılar yaparak kitaptan bahsettim. oldukça keyifli bir eserdir kendisi. kitabın ana kısımlarını yazdım. kalanını da okumaya niyetli olanlarınıza bırakıyorum.
"doğa yalnızca acıların yardımıyla mutluluğa erişmemizden keyif alır, ne kadar acı o kadar zevk!" diyerek sadizmin isim ve fikir babası olan marquis de sade tarafından yazılan eserdir.
"de sade'ın bütün toplumsal tabuları tek tek ateşe verdiği kitaptır. bir yatak odasında, başkahramanların diyalogları şeklinde ilerler. kitap cinselliğe, felsefeye, dine, ikili ilişkilere uzun uzun değinir. fransız ihtilali'ni tamamlayacak tek ahlâki sistemin liberteryenizm olduğunu iddia eden de sade, karakterlerin diyaloglarıyla bu iddiasına kanıtlar sunar."
kitabın (zeplin yayınevi/1. basım) arka kapak yazısını da yukarıya bırakmış olayım.
kitapta libertinler tarafından genç bir kıza (eugenie) liberteryenizm dersleri verilmektedir, konuşmalar da bu şekilde ilerliyor. kitap içerdiği, savunduğu fikirler dolayısıyla oldukça tehlikeli fakat toplumsal tabulara yönelttiği keskin soruları, suçlamaları ve eleştirileri adına mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum, tehlikeli olduğu kadar kafa açan da bir kitap. tabii, farklı fikirlere açık değilseniz uzak durmanızı tavsiye etmem kaçınılmaz çünkü kitapta ensest, sodomi, çok eşlilik, eşcinsellik, sahtekarlık, fahişelik, insan öldürme gibi suç sayılan ya da toplum normlarının doğal karşılamadığı fikirlerin savunmasını okuyacaksınız (ikna olmanız da ihtimallerden biri).
kitabın dayandığı bir temel düşünce vardır; "insandaki tüm eğilimler doğadan gelmedir yani insanın suçu doğanın da suçudur, bu yüzden insan; garip zevkleri olanlara üzülebilir ama onları asla aşağılamamalıdır. (sf. 12)" diğer tüm kanılarını da buna dayanarak savunmaktadır de sade.
sürekli erdem ve ahlakın gereksizliğinden dem vurur üstelik bunları aşağılayıp kötülemekten de kaçınmaz. birkaç örnekle açıklayayım. örneğin, sayfa 22'den bir diyalog;
"dolmance: utanç kendisinden kurtulmanın ne kadar mükemmel olacağını bilmen gereken eskimiş bir erdemdir.
eugenie: peki ya namus?
dolmance: günümüzde pek önemi kalmayan gotik bir sözcük daha... doğanın ezeli rakibi!"
de sade, ahlakın bize geçmişten kalan saçma bir alışkanlık olduğunu ve onun hiçbir zaman ihtiyaç olmadığını, artık onun esiri olmaktan çıkmamız gerektiğini söyler. kişinin zevklerinin karşısında duran hiçbir engeli olmamalıdır. öyle ki sayfa 31'de şöyle denmektedir;
"kendini bırak eugenie; tüm hislerinizi zevke bırakın; varoluşumuzun tek tanrısı bu olsun."
de sade; erdemleri nankörlük olarak kabul eder. iyilikseverlik gerçek bir ruh erdemi olmaktan çok kibrin kusurudur ve tek derdi gösteriş yapmaktır, der. aynı zamanda yoksula yardımın dengeyi bozup insanları tembelliğe alıştırdıktan sonra, doyurulan yoksulların sadaka bulamadıklarında hırsız veya katil olduklarını söyler. (sf. 44)
ve tıpkı hayvanlarda olduğu gibi bireyler anne ve babalarına hiçbir şey borçlu değillerdir. de sade'a göre bireysel zevkleri için birlikte olup bunun sonucunda çocuk meydana getiren ebeveynlere minnettar olmak aptalcadır. üreme doğanın yalnızca bir toleransıdır. (sf. 50/63)
biraz daha ileriye giderek, de sade; insan ırkının doğadan kaldırılmasının doğaya yapılmış bir hizmet olduğunu bu yüzden insan öldürmenin de bir suç olmadığını, bunu yaparak ancak doğaya hizmet etmiş olacağımızı savunur.
yasaların zevklerimize karşı çıkmasını da onların genel düzen için tasarlandığını söylerek açıklar. toplum için iyi olan yasalar birey için kötüdür. toplum çıkarları bireyin çıkarlarıyla uyuşmaz. bazen yararlı olsalar dahi insan kendini yasalardan korumalıdır. (sf. 132)
örneğin; suçlara yaptırım olarak uygulanan idam cezası mantıksızdır, birini öldürdüğü için birini öldürmek saçma bir hesaptır. böyle bir işlemin kaçınılmaz sonucu bir değil iki kişinin ölümüdür ve böyle bir aritmetiğe ancak aptallarda rastlanabilir. (sf. 162)
de sade hırsızlık konusunda victom blaming (kurbanı suçlama) yapar. böyle bir durumda hırsız değil malına göz kulak olmayarak onun çalınmasına izin veren kişi suçludur. (sf. 165)
kadın ve erkek konusuna gelince; her erkek tüm kadınlardan yararlanma hakkına eşit olarak sahiptir bu yüzden doğanın yasalarına göre hiçbir erkek tek bir kadın üzerinde kişisel bir hak iddia edemez. kadın da kendisini arzulayan kişiye karşı koymamalıdır. doğa erkeğe güç verdiğine göre erkeklerin bu konuda hak sahibi olduğunu kanıtlamıştır. dolayısıyla, bunun için şiddete başvurmak da meşrudur. (sf. 173)
din konusundaysa; "eğer tanrı tamamıyla iyi bir insan yaratsaydı, kişi asla kötülük yapmazdı ve o zaman yaratılan şey tanrı’ya layık bir eser olurdu. insanı tercihlerinde özgür kılmak onu kışkırtmaktır ve tanrı, sonsuz güçleri sayesinde ortaya çıkacak sonucu gayet iyi biliyordu." diyerek insanın suçlu olmadığını, bütün suçların, günahların; insana seçiminde özgürlük tanıyan tanrı'nın yarattıklarında oluşan doğal bir sonuç olduğunu söyler.
son olarak size kitapta geçen şu soru cümlesini yönelteyim ve bitirelim;
"doğa kızacağı bir şeyi tavsiye eder mi? (sf. 36)"