·535 syf.····Okunma: 28 Temmuz 2019 15:30 Kader ki bende Kuzey Afrika da çöle doğru uzanan bir sahil kentinde şantiyede gün be gün kemirdiğim geleceğim için sözde çalışıyordum. Sonra Kız kardeşimden bu kitabı almasını rica ettim şans eseri ki bir arkadaş Türkiyeden dönüyordu ve kitabı yanına aldı.
İlk sayfadan şuan devam ettiği sayfada gördüğüm; bak ben, buda ben ve işte bir ben daha... O kadar ben ile dolu ki okurken bir insanın anılarını ve günlüklerini okuyormuşum hissinden uzaklaşıyor ve utanmıyorum. Evet belki de bu kitabı okumak bir tek benim hakkım gibi düşünüyorum. Her yer ben, her şey ben dolu. Çevrede olup bitenler, özlemle beklenen mektuplar emekle yazılmış mektuplar ve içten yazılmış cümleler ve bir tozun savurduğu Nilgünce düşler ve düşüşler. Yazıp çizecek o kadar çok şey var ki tek tük kitaptan alıntılar alarak kendi günlüğüme ekliyorum.
İnsan duygularının karmaşıklığını, içinde bulundun duruma alışamama, etrafında bulunan mecburi gereksizliklerin çokluğu ve daha niceleri bu hatıratlarda tarihe inat dikilmiş duruyor. Açıkçası hisleriyle haşir neşir olmayan insanların okumaması daha doğrusu herkesin okumaması gereken bir kitap.