Doğduğu köyde Çekçe konuşan Hermann Kafka çocuklarının geleceğinden kaygılanan Yahudi babaların çoğu gibi, oğlunu Alman tarzında yetiştirmek ister, Prag' da insanın yönetici sınıfların dilini konuşmadıkça hiçbir yere varamayacağını biliyordur, serbest mesleklerle uğ­raşmanın ve yönetimde yer edinmenin yolu yalnızca o dildir, toplum içindeki konumları ve sınıfları yalnızca o belirlemektedir.Kafka, çevresinde de sık rastlanan ve fırsatçılığın her yerde üstün nitelik olarak görüldüğü bu eğitimin ardından, birbiriyle bütünüyle çelişen iki gerek­lilik arasında sıkışıp kalır: Bunlardan biri diliyle ilgilidir, kendisini tümüyle yabancı bir kültürün alanına sokuyor­dur; babasının dayattığı öteki gereklilikse, onu durmadan geriye, artık yalnızca doğru dürüst korunmamış birtakım kalıntılarını görebildiği bir yaşam biçimine sürüklüyor­dur; işte, kendisine göre, ondaki "sonsuz" suçluluk duy­gusu da bundan kaynaklanır."Çocukluğumda," diye ya­zar babasına, "sinagoğa yeterince gitmediğim, oruç tut­madığım, vs.için seninle birlikte kendimi suçlardım.Bu­rada kendime değil, sana haksızlık ettiğime inanırdım ve zaten daima hazırda bekleyen suçluluk duygusu sarardı içimi."' Ergen gözüne barbarca ve yararsız görünen o "Yahudilik hiçliği"ne sırtını çevirerek ikilemi çözmek is­ter: "Bu malzemeyle nasıl daha iyi bir şey yapılabileceği­ni bilmiyordum, ondan olabildiğince çabuk kurtulmak dışında; tam da bu kurtuluş bana en saygılı davranış gibi görünüyordu."2 Gerçekten, öğrenimi boyunca, hatta son­rasında da, görünüşe göre bu sorunla uğraşmaz olur, en azından onu enikonu unutmuş gibidir, ya da İSTERSENİZ ONU ÇÖZDÜĞÜNÜ DÜŞÜNMEK İÇİN BASTIRMIŞTIR DİYELİM.