432 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
“Tatilde sınav kağıdı okumak... Çok büyük, zahmetli ve sıkıcı bir işti... O zaman bir kağıdı elime aldığımda fazladan puan verdiğimi hatırlıyorum. Hem de beş puan. Kağıt bomboştu, okuyacak hiçbir şey yoktu ve ben de nedendir bilmem üzerini karaladım ve ‘Toprağın içindeki bir kovukta bir hobbit yaşardı.’ yazdım.”

— J. R. R. Tolkien



Yine Tolkien; yine ben ancak apayrı, bir kitap Hobbit. Hobbit nedir ve kimlere denir? Hobbit bir ırk ismi. Orta Dünya’nın bazı kesimlerinde ‘Buçukluk’ da denilebiliyor kendilerine. Buçukluktan anlayacağınız gibi boy olarak biraz buçuklar yani şöyle söyleyeyim cüceler bile yanlarında hallice kalıyor boy yönünden. Kısa boylu olmalarının yanında tüylü ayaklarıyla da ünlüler. Ben mesela ayakkabı giyen bir tane bile hobbit görmedim hep yalınayak dolaşırlar. Bir diğer nitelikleri ise hepsi kıvırcık saçlıdır, — benim gibi — çok neşelidirler. — tıpkı benim yanlarında yaşamak istediğim tipler gibi — Ve öyle güzel bir yerde, Hobbitköy’de , yaşarlar ki insan onların hayatlarına imrenmeden edemez. Bu kadar neşeli olmalarını borçlu oldukları hayatlarında sayılı şeyler onların keyiflerini bozar. Bunlardan ilki ise macera kelimesinin geçtiği herhangi bir olay, olgu, cümle, durum herhangi bir şey. Macerayı hiç sevmezler, konforlarına ve rahatlarına öylesine düşkünlerdir ki macera peşinde bir hobbit görüversinler sanki adabı muaşeret kurallarını çiğnemiş gibi ayıplarlar. İşte bu denli bireylerin içinden çıkan biri olan büyük büyük büyük Took, hobbitlere macera kavramını getiren ilk kişidir. Bu büyük büyük Took, bir gün Shire’ı istila altına alan goblin sürüsünün liderinin kafasını koparmış ve adı ünlenmiş. Bir keresinde de bir boğayı hiç kuşanmadan alt edince adı Boğakükreten’e çıkmış ki bu ismi çoğu sefer duymuşsunuzdur hepiniz. Sonuçta bu büyük büyük büyük Took’un soyundan gelen Güzeller güzeli Took’tan doğma, yine diğer macera antisi hobbitlerden pek farkı olmayan Bungo Baggins’ten olma Bilbo Baggins, bu rahat ve konfor sever yanının, macera ve aksiyon sever yanıyla sürekli çatışma içerisinde olduğu karakterimiz. Kendisi elf dostu, yüzük taşıyıcısının amcası yüzük koruyucusu, Gandalf’ın dostu, Hobbitköy’ün saygın kişiliği, sevecen, neşeli hobbit Bilbo Baggins.

Anlayacağız üzere Hobbit, oyukta yaşayan Bilbo Baggins’in gençliğini, yüzüğü buluş hikayesini, on üç cüce ile birlikte maceraya Çıkın Çıkmazından Yalnız Dağ - Erebor’a olan yolculuğunu, bu yolculukta yaşanan acı tatlı olayları anlatıyor. Thorin’in liderliğindeki kafilesiyle hayatındaki çoğu ilke adım atmasını anlatıyor. En önemlisi dünyayı tanıyor, bir ejderha görüyor, altınlarla dolu mahzenler, tabur tabur askerler ve feci bir savaş... Bazen insanı olgunlaştıran şeyler yaşadığı olaylardan geçiyor. İşte tüm olayların geçtiği Hobbit, Yüzüklerin Efendisi’nin başlangıcı. Orta Dünya denilen kıta ilk bu kitap ile ortaya çıktı, Tolkien ilk defa — belki ilk defa değildir ama — bu kitabın yazarı olduğundan deli varsayıldı, — özellikle rakipleri tarafından neden acaba? — zekiliğinin ve işinin ehli bir insan olmasının sonucunda, dil profesörlüğü ve muazzam hayal gücünün de işin içine girmesiyle başlayan Yüzüklerin Efendisi, Silmarillion, Hurin’in Çocukları vs. gibi kitapların ilk tohumu Hobbit ile atıldı. Bu yüzden çok değerli bir kitaptır kendisi her Orta Dünya aşığı için.
İncelememin başında yazdığım cümle aynı zamanda kitabımızında ilk cümlesi. Ve bu cümlenin de bir hikayesi var: “Tatilde sınav kağıdı okumak... Çok büyük, zahmetli ve sıkıcı bir işti... O zaman bir kağıdı elime aldığımda fazladan puan verdiğimi hatırlıyorum. Hem de beş puan. Kağıt bomboştu, okuyacak hiçbir şey yoktu ve ben de nedendir bilmem üzerini karaladım ve ‘Toprağın içindeki bir kovukta bir hobbit yaşardı.’ yazdım.” Gerçekten de çok etkileyici değil mi? Bizim Tolkien yazdı diye nefesimizi tutup okuduğumuz tüm bu satırları yazarın ciddi bir ciddiyetsizlikle, umarsızlıkla yazması... Bir röportajında her şeyi öylesine yazdığını belirtmek gibisinden bir şeyler söyler Tolkien. Bizim öylesine yaptığımız şeyler ile onun öylesine yaptığı şeyler kıyaslanınca saygınlığından şüphe duyulmuyor.

Şimdi kitabımız olan Hobbit’e gelelim. Konumuza. Hobbit... Masal denilebilir mi tartışılır ama herkesçe masal olarak bilinen 1937 yılında Tolkien’in çocuklar için yazdığı güzel kitap. Çocuklar için yazılmışsa masaldır diyecek olabilirsiniz ama ben Tolkien’in masal olarak adlandırabilecek başka kitaplarını sayabilirim. Mesela; Roverandom, Ham’li Çiftçi Giles, Büyük Wootton Demircisi ... Evet dili daha basit, Yüzüklerin Efendisi veya Silmarillion’daki gibi olay gidişatı pek tam değil, karakterlerden özlü sözler pek duyulmuyor, daha hafif doyumluk bir kitap ama kesinlikle masal değil.

Kitap ile film kıyaslamasına gelecek olursak filmlerin bu kadar yerilmesine kesinlikle katılmıyorum. Yüzüklerin Efendisi’ni her fırsatta izlerim ama Hobbit’i ilk vizyona girdiği zamanlarda izlemiştim bir daha da izlemedim ufak tefek video kesitleri dışında. Geçenlerde madem kitabını okuyorum filmini de izleyeyim dedim ve Beklenmeyen Yolculuk ile başladım, bir önyargı ile başladım zira yapılan yorumları biliyordum fakat bu film bende hiç denilebilecek kadar az etki bıraktı o yönde. Çok hoş bir Orta Dünya filmiydi, Yüzüklerin Efendisi serisine layık derecede güzeldi yani. Smaug’un Çorak Toprakları’nda ve Beş Ordunun Savaşı’nda uygulanan efektlerde tekniksel eksiklikler, gerçeklik payı düşük sahneler vardı evet, bazı çok elzem olmayan yönleri de vardı kabul ama kesinlikle çekilen bu seri için felaket, skandal gibi kelimeler yakışık kalmıyordu. Ki Peter Jackson ve ekibinin elinden nice büyük işler çıkabileceğini biz Yüzüklerin Efendisi ile görmüş, tanıklık etmiştik zira Tolkien’in de zamanında “Kitaplarımı filme uyarlamak mı? Odessa’yı uyarlamak bile daha kolay olur!” gibisinden sözüne rağmen. Büyük bir başarı ve emek var bu filmlerde. Ben kesinlikle başarılı buluyorum. Kitapta herhangi bir aşk, savaşa dair ayrıntılı betimlemeler — betimleme ustası Tolkien’den bekliyordum açıkçası daha yoğun anlatımlar — veya kral Thorin’in karakteristik özellikleri, kararları kendi iç çatışmaları vs. ile ilgili pek ayrıntı bulamıyorduk ama filmde Tauriel ve Kili aşkına şahit olduk, Legolas’ı bir daha gördük, Elf kralı diye tabir edilen Thranduil’i daha yakından tanıdık, Azog olmamasına rağmen Thorin ile aralarındaki o çetin savaşı gördük, Bolg’un kitaba göre daha fazla andık, Saruman, Galadriel, Elrond, Gandalf’ın divan toplantılarını gördük. Evet bunlar fazlaydı ama çoğu ayrıntı filmlerin izlenebilirliği açısından elzem şeylerdi.

Kesinlikle okuyun, izleyin. Orta Dünya’nın temelini hazırlayan bu kitabın sizde okuyucusu olun. Filmlerinin de izleyicisi.
Sağlıcakla.