Bir mektup... Bir mahvoluş... Ve asla hissettiği şiddetli duyguların karşılığını alamamış bir kadının öyküsü:
"Portekiz Mektupları"
Bunlar yalnızca bir mektup değil, gizemi çözülmüş olsa bile hala gizemini koruyan; insanın aşkı karşısında ne kadar yenik olduğunu, bir kadının duygularını ( bundan emin olamasakta ) ne kadar güçlü yaşayabileceğini, insanın yaşarken ölmesinin ne demek olduğunu gözler önüne seren bir yapıt! Yapıt diyorum çünkü-bana göre-bu beş mektup bana kendimde anlamlandıramadığım hislerin yazıya dökülmüş hali.
Okurken yalnızca küçük su damlacıklarının gözlerinizden değil kalbinizden de aktığını hissediyorsunuz. Özellikle-mektuplarda da geçtiği gibi- 'şiddetli bir aşkın karşılıklı olmayınca hissettirdiği zıt duyguları' az da olsa yaşamış olan biri için mektupların her kelimesi adeta insanın anılarını, hislerini, ruhunu iğneliyor.
Kimin yazdığını, gerçekte anonim mi yoksa edebiyatın bir uyarlaması mı olduğunu bilmiyorum. Belki de inanmak istemiyorum. Fakat tüm benliğinizle oturup okumaya başladığınızda sizi ister istemez o büyünün içine sokuyor. Eğer bu karamsar ve aynı zamanda da yoğun duygu selinin akışına kapılmayı düşünürseniz hiç düşünmeden okuyun derim. :)))