·533 syf.····Okunma: 22 Temmuz 2019 20:29 En sevdiğim yazarlardan birisi olan John Katzenbach'ın "Sıradaki Sensin" adlı ilk kitabının ardından yazdığı "Seyyah", bir başyapıt olma yolunda giderken finalde bu şansını tamamen kaybediyor, ya da bu kitaba biraz zorlayarak kusurlu bir polisiye başyapıtı da diyebiliriz belki.
Katzenbach kitaplarıyla ilgili yorumlara, incelemelere bakarken okurların genelde sıkıldığını, bekledikleri heyecanı bulamadıkları gibi şikayetler okuyorum. Katzenbach için suçun ve polisiyenin heyecanı değil, suçlunun ve kurbanların psikolojisi ve duyguları önemli. Suçlunun kim olduğu ya da nasıl yakalandığı değil bütün o süreç boyunca yaşananlardaki duygular, kimlik karmaşaları, kırılmalar, dağılmalar ve hayatta kalma arzusu önemli. Bu yüzden Katzenbach polisiye eserlerdeki hızlı kurgudan uzak bir yazar, benim okuduğum en hızlı kurgulu eseri "Profesör" bile bir çoğuna sıkıcı gelmiş, okuduğuma göre. Aslında Katzenbach bir edebiyat yazarı ve eserleri edebiyat barındırıyor, ancak popüler polisiye ile iyi edebiyat arasındaki gelgitlerde hem güzel edebiyat örnekleri hem de vasata yakınlaşan örneklerle (Kızıl 1-2-3) bir yerlerde geziniyor. Kimlik karmaşası, kimliğini kaybetme ve yeni kimliklerle, suçla var olabilme gibi temalar üzerinden yazdığı eserlerinde bu iki yakadan çeşitli örnekler okumak mümkün.
"Seyyah" finaline kadar çok büyük oranda dört dörtlük gidiyordu ve hakikaten bir başyapıt olduğuna emin olmuştum. Dört karakter üzerinden olayların gelişimi, karakterlerin duyguları ve bütün temel çatışma noktalarının önümüze konması açısından Katzenbach'ın bir diğer başyapıtını mı okuyorum yoksa diye düşündürdü beni. Ancak psikiyatrist karakterimiz Martin'in Kayıp Çocuklar terapisi Hollywood kokuyor, bu ilk sıkıntılı noktaydı. En kötüsü ise finalde yazarın iç seslerle donatarak dört dörtlük yarattığı karakterlerin bir araya geldiği noktada olayların hızlanmasına paralel olarak bir şekilde okurları yaya bırakması oldu. Yavaş akışa alıştığımız için yazarın üslubundaki hıza duygu anlamında yetişemiyoruz ve karakterler birdenbire kendileri gibi davranmamaya başlıyor. Bu, çok kötü bir seçim kesinlikle. Ve kitabın yükseklerde gezinen çıtasını da kesinlikle aşağı çekiyor. Bir başarısızlık nihayetinde ve kitabın aurasını bozuyor, eserin güzelliğine, baştan beri dört dörtlük kurmayı başardığı atmosferini tamamen zedeliyor, ona hasar veriyor. Yine de büyük final sonrası iki üç sayfalık kısımda kitaba daha yakışan bir ikinci final var, o da gönül almayı başarıyor, ama gönül kırıldı bir kere...
İlk kez bir kitapta Katzenbach'ın önsöz yazdığını gördüm. Yazarın "insan neden suç işler, neden seri katiller var, insan neden öldürür" gibi sorularla ilgili ve kitapları üzerinden söylediği şeyler arasında en ilginç nokta abd'de bazı seri katiller yakalandığında evlerinde bu kitabın bulunduğunu öğrenmemiz. Seri katiller bu kitabın bir çok yerinin altını çizmiş. Bunu neden yapmış olabilirler diye düşününce Katzenbach'ın bir yandan da ayrıldığına en çok üzüldüğü karakter olan Douglas Jeffers'ın katilliğini anlatış biçiminin önemli olduğunu görüyoruz. Jeffers kitabın sonuna dek neredeyse susmadan konuşuyor ve anlattıkları bizim için büyük bir önem ifade etmeyen korkutucu şeyler olsa bile gerçek katiller açısından sadece kendi dünyalarına ve algılarına ait benzerlikler gördüğü ve bunların gerçekçi geldiği şeyler olsa gerek. Bir yazarın bunu başarabilmesi önemli .
"Seyyah", Katzenbach seven herkesin okuması gereken, kusurlarına rağmen çok iyi ve gerçekçi, ürkütücü anlatımıyla, iyi bir polisiye edebiyatı örneği kesinlikle. Ancak kitabı günlerdir okurken aldığım keyif ve hissettiğim hayranlığın finalde elimden alınmış olmasının bende yarattığı etki herhalde bu incelemede görülüyordur...ne diyelim..bir dahaki sefere:) Koridor yayınları lütfen bir sonraki Katzenbach kitabı için 2 sene daha beklemeyelim.. ömür geçiyor.