10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2019 26. kitabı
“İçimizdeki Şeytan” Hepimiz günah işlemeye meyilliyiz. Çünkü seviyoruz. Çünkü günah olan şeyler zevkli ve duygularımızı tatmin ediyor. Günah kavramının ardında ahlaki bir ikilem vardır. Günah olduğunu bildiğimiz eylemimiz, ahlaki mi yoksa ahlaki olmayan bir nitelik mi taşıyor? Bu sorunsal, bizim vicdanlarımızı ya rahatlatır ya da azab çektirir. Hukuk ahlakında bir karine vardır; bazen sosyal bir eylem suç olarak tanımlanabilir. Bazen de sosyal olmayan bir eylem suç olarak tanımlanmaz. Din ahlakında da bir benzerini görürüz; bazı eylemler günahtır, bazı eylemler ise mekruhtur. Yapıp yapmamak size kalmıştır. Günahların karşılığında, öldükten sonra var olduğuna inanılan cehennemde azap çekersiniz. Günah işlemez iseniz ve iyi bir insan olursanız da cennette ebedi bir huzur sürersiniz. Ama hukuk ahlakında da olsa din ahlakında da olsa asıl sorun vicdanınızdır. İşlediğimiz günahların ve suç oluşturan eylemlerimizin üzerimizde bıraktığı olumsuz etki, vicdanımızın bizi rahat bırakmamasıdır. Hayatın her anı, yaptığımız o icrai hareketin yanlışlığı ile yaşarız. Karşılığını görmemiş, hukukun üstünlüğünden kaçmayı başarmış ve Tanrı’nın cezasının hemen gelmeyeceğinin farkındalığı ile hayatımızı sürerken, o yanlış her zaman orada bir yerde duracak ve kendini size hatırlatacaktır. Bazen en olur olmaz zamanda hatırlatır ve en mutlu anınızı, zehir etmeyi başarır. İçimizdeki Şeytan, bize bunu anlatıyor. Sabahattin Ali hepimizin içindeki şeytanı, elindeki haçla incilden ayetler okuyarak suratımıza su fışkırtan papazlar gibi çıkarmış ve kitabın sayfaları arasına yerleştirmiş. İçinizdeki Şeytan’ı okudunuz mu ya da okuyacak mısınız; güzel, içinizdeki Şeytanı serbest bırakın. Bırakın size her türlü ahlaki ikilemi yaşatsın. Bırakın sizi esir alsın ve içinizden geçen her türlü ahlaksızlığı ruhunuza zerk etsin. Sosyal olmayan eylemlerinizin suç olmaması gibi ahlaki olmayan eylemlerinizin günah olmayacağını düşünün. Özgür olun, içinizdeki şeytanı dinleyin. Ne istediğinize karar verin. Gerçekten o şeytanın dedikleri mi hoşunuza gidiyor, sizi tatmin mi ediyor bırakın o zaman öyle yaşayın. Olmadığınız biriymiş gibi yaşamaktan ve hayatı sıkıcı bir hale getirmekten başka ne sonucu var ahlaki iki yüzlülüğün. Tabi ki başkasının bedenini ve ruhunu kendi ahlaki tatminkarlığınıza köle etmeyeceksiniz. Ama kendi doyumsuzluğunuz için ahlaki bir iki yüzlülük de göstermeyeceksiniz. Sabahattin Ali, ahlaki olmayan ve toplumun değer yargılarıyla çatışan bir eylemi, masumane bir edebi kılıfa bürüyerek bizlere anlatmaya çalışıyor. İnsan mecbur kalınca hırsızlık yapar! İnsan mecbur kalınca yalan söyler! İnsan mecbur kalınca iki yüzlü olur! İnsan mecbur kalınca her şeyi yapar! Ama Sabahattin’in Ömer’i, vicdanıyla baş başa kaldığı zaman yaptığı veya yapmayı düşündüğü her şeyin acısını çekiyor. Çünkü kabullenemiyor içerisinde bir yerde kendi şeytanı olduğunu. Sabahattin’in Ömer’inin vicdanı, aynı odayı paylaştığı biricik karıcığı Macide. Onun gözlerinde yaptığı her eylemin ahlaki ve dini yönünü görüyor. Sosyal olan eylemlerinin dahi suç ve günah olabileceği düşüncesi Macidesini gördüğü her an vicdanında beliriyor. Kanınızı emen ve kendi başınıza çıkarmaya kalkarsanız sizi öldürmesi muhtemel bir kene gibi yapışıyor ruhunuza. Harry Potter’in ruh emicileri gibi ruhunuzu emiyor, insanlığınızı yok ediyor. Sonra her türlü ahlaki olmayan eylemi, kendinize hak görüyor ve suç veya günah olup olmadığına bakmaksızın her türlü eylemi icra edecek hale getiriyor. Neden en dindar muhitlerin cinsel istismar oranları en yüksek? Neden en dindar yerlerde ensest ilişki en yaygın? Baskılamayın içinizdeki şeytanı bırakın, özgür olun. Ancak o zaman içinizdeki şeytanı çıkarabilirsiniz! İçinizdeki şeytan çıkınca... Geriye ne kalır?
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.