·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Temmuz 2019 10:43 Peyami Safa/ Fatih-Harbiye
Peyami Safa'nın elinden çıkmış muhteş bir eser. Doğu-Batı arasından kalmışlığın verdiği duyguları çok iyi yansıtmış.
Kitap da çok da Arapça kelime vardı bunu hem mutlu hem de beni üzdü. Çünkü artık bu kelimeleri kullan yazar sayısı çok çok azaldı. Artık yeni kelimeler uydurulmuş kelimeleri insalar tercih eder oldu. Hayati İnaç Hoca gibi kaç kişi kaldı şu alemde.
O zamanın müzik okulundaki alaturka kısmında okuyan Neriman zamanla artık alafranga kısmına geçmek istiyor. Zaten idareceler ise o kısmın kapatalacağını söylüyor. Kitapta özellikle şu dikkatimi çekti. Yeniliğin en çok kadınlar tarafından dikkate alındığı ilk olarak onların bu merakı sardığın söylüyor. Kadınların gözleri estetiğe daha iyi olduğunu söylüyor. Hakksızda sayılmaz günümüzde yeni bir şey çıktığı zaman ilk olarak onları kadınlar daha popüler hale getiriyor. Kadınlar bu özellikleri sayesinde topluma bazı şeyler daha kolay empoze edilebiliyor. Onlar üzerinden de bir kişi, firma, hatta devlet prim elde ediyor. Bu ise kadınların zaafı sayılabilir.
Burada ise aynı şeye benzer bir şey görmek mümkün. Yabancı merakı daha çok kadınlarda görmekteyiz. Erkekler de ise biraz şarkcılık daha ağır basmakta. Yenilik erkeklerde daha yavaş olur.
Kitabın sonuna doğru ise Neriman yaptığı hatanın farkına varıyor ve özüne şarka dönüyor. Öz olan şarktır. Yapmacık, sahta olan garptır. Her iyiliğin güzelliğin doğuşu şarktır. Garpta her şeyin kötüsü vardır. İyilik üzerine hiç bir şey kurulmaz. Orada mutluluklar bile sahtedir. Ve diğer duygular da öyle.
İnsan özüne dönünce ancak mutlu oluyor. Sahte bir kimliğe bürünmek ise ancak insan kendi aldatmış olur. Ve mutsuzluğu da beraberinde getirir.