·360 syf.····Okunma: 21 Haziran 2019 04:33 SPOILER İCEREBILIR
Birbiriyle içiçe daha doğrusu grift halde anlatılan olayları keyifle okurken bulmaca çözer gibi hissettim kendimi. Suzan tecavüze uğradıktan ve ailesi tarafından kendisini öldürmesi istendikten sonra yaşadığı şehri terketmeye karar verip, trenle İstanbul'a doğru yola çıktığında, kitabın gidişatıyla ilgili beklentim bambaşkaydı. Ama yazar, gelişme ve sonuç bölümleriyle sürprizler yaparak beni şaşırttı.
Bu kitap için üç ayrı değerlendirme yazıp sildim. Kitap sanki bir sürü parçadan oluşuyor ve ben bunları toparlayamayacakmışım gibi hissettim.
O nedenle de iki bölüme ayırdım okuduktan sonra.
İlk bölüm Zakir'den öncesi ikinci bölüm ise Zakir'den sonrası.
Zakir'den öncesini okurken büyük keyif aldım. Aslında kitabın genelinde, aşk, şiddet, korku,yardımlaşma, mutluluk oldukça etkileyici dile getirilmiş.
Bir dedikodu yüzünden karısını öldüren Muhacir Ayhan olayı ile yine bir yalan, kışkırtma yüzünden meydana gelen hep içimiz sızlayarak okuyup hatırladığımız 6-7 Eylül olaylarının sebep-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlanarak anlatılması kitabın ders verir nitelikte bölümlerinden biriydi.
Zakir'den sonrası ise büyülü bir dünyaydı sanki. Bu bölüm, sonlarına doğru çok eski zaman dilimine götürüyor okuyucuyu. Otomatonlar günümüzde daha ileri teknolojiyle halen var olsa da, insanlaşan robotlar gerçeküstü ama ilgi çekiciydi.
Kitap sayesinde "Cotard Sendromu" dan haberdar oldum, bunu bilmiyordum ve bana çok ürkütücü geldi.
Ayrıca, yüzyıllar önce yaşamış olan El-Cezeri hakkında bilgi sahibi oldum.
Yazarimızın anlatımını çok beğendim, hayalgücü müthiş. Kitap altı çizilecek cümlelerle dolu, bir kısmını not almadan geçemedim.
Çok sevdiğim ve yaşadığım şehir olan İstanbul için, "Istanbul bir mekan değil bir zaman dilimiydi" (syf 167) diyor ve ne çok şey anlatıyor aslında.