Neden hep fiziksel ve zihinsel olarak kendimizin tam zıttı birine aşık oluruz?
Schoupenhaur son derece darwinist bir yaklaşımla (ki darwinizmden önce basılmış bir kitaptır) ; yüzyıllarca şairlere, tiyatroculara, şarkıcılara ekmek çıkarmış bu aşk duygusunun aslında bireysel bir seçim değil, insan ırkının sürdürülebilmesi adına içgüdüsel bir eğilim oldugunu söylüyor.
Kişinin karşı cinsten kendinde olmayan ozellikleri barindiran birini seçip onunla birbirini tamamlamasi-notrlemesi ve sağlanan bu uyumla olusabilecek en ideal çocuğu dünyaya getirmeyi engellenemez ve 'aşktan gözü kör' bir istekle görev edinmesi tum varligina hukmediyor. Tabi güdüsel görev yerine getirildikten sonra pembe bulutlar yok oluyor ve ciftlerin arasindaki birbirini tamamlama hali 'yanılsaması' katlanilamaz bir uyumsuzluk sorunu olarak su yüzüne çıkıyor. Türün devamlılığı icin bilincsizce yapilan secim zaman icinde bireysel mutlulukla çelişiyor.
İnsan beyni bireysel mutlulugu değil türün devamlılığını baskin hale getirecek ve bize bunun kendi secimimiz oldugunu dusundurucek mukemmel bir mekanizma olarak evrildiginden bilincalti ve id'imizde dolaşan tilkilerden hiç haberimiz olmuyor.