·196 syf.····Okunma: 10 Ağustos 2019 07:13 Hiç kimsenin bilmediği cennet bir adada, burda yaşayan halkın ütopik diyebileceğimiz bir yaşam tarzına sahip olup bir ‘’başkan’’ın ayak basıp demokrasi ve medeniyet adı altında egemen olması ve bu adanın tam bir distopyaya dönüşmesini anlatıyor. İktidarın ve medyanın etkisiyle halkların düşünme yetilerinin uyuşturulduğu, sorgulamalarına izin verilmediği, sadece itaat ettiği ,medet umduğu pasifleştiği ve ellerindeki adanın kıymetini bilmeyip, cennet gibi bir yeri kendi elleriyle bir cehenneme dönüştürdüklerinin hikayesi. Bu anlamda Zülfü Livaneli’nin tüm kitaplarını okuyanlar onun en politik romanı olarak görüş bildirmiş.
Okurken bir Ütopya’nın nasıl Distopya’ya dönüşebileceği konusunda siz de benim gibi Hayvan çiftliğine benzeteceksiniz veya imece usulü mal varlığına sahip olmalarını, kuralların olmamasını, paranın güç olmayışını Thomas More’un Ütopyasına benzetecesiniz .Kitap işleniş bakımından benziyor ancak kurgu bakımından tamamen kendine has ve farklı bir roman. Önsözünü yazan Yaşar Kemal belki de bu yüzden ‘’Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir’’ demiştir. Zülfü Livaneli'nin insanlığı ilgilendiren bir konuyu ele alıp böyle akıcı sade ve yaratıcı bir dille anlatması bence ülkemiz adına bir gururdur diye düşünüyorum. Mutlaka tavsiye ederim.