Kırmızı Pazartesi (Yorum ve İnceleme)
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Gabriel Garcia Marquez'den okuduğum ilk kitap oldu "Kırmızı Pazartesi". Başlangıç olarak doğru mu yaptım çokta emin olmamakla birlikte, kitap beni edebi olarak tam anlamıyla doyurmasada, alt metinlerinin toplumsal duyarsızlığımızı ve tabularımızı farketmemiz açısından yararlı buluyorum. İlk olarak "Santiago Nasar" adlı baş kahramanımızın o gün ölümünün gerçekleşeceğini herkesin bilmesi fakat engel olmak yerine bahaneler üretip, vicdanlarını rahatlatmaya çalışıp veya başkalarından medet umarak - bu genel olarak kendi günlük hayatımızda sürekli yaptığımız bir şeydir "aman ben karışmayayım başkası gelir halleder şimdi" hayat görüşüyle yaşıyoruz çoğumuz- bir katliama hep beraber sebep olduklarını görüyoruz. Kitap 1981'de yazılmış; çok uzak bir tarih olmasa da şuan ki kadar teknolojiyle iç içe geçmiş diğer bir ifadeyle Teknopoli (Postman, Neil, Technopoly, 1992) zamanının kafasında oluşturulmamış olmasına rağmen o zamandan daha çok bizi yansıttığını düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse karşı komşumuza hırsız girdiğini farketsek bile kılımızı kıpırdatmayacak acınası ve yalnız hayatlarımızı yaşıyoruz artık. Kitaba dönersem, kimse Santiago Nasar öldürülmeden önce kılını kıpırdatmaya gönüllü olmadığı halde, öldükten sonra koşa koşa ifade vermeye ve olanları anlatmaya gelirler soruşturma savcısına. Ben bunu insan türünün genel hali ve Hıristiyanların tabiriyle günah çıkarma olarak adlandırıyorum. Çok bencil ve acımasızken aynı zamandada çok kırılgan ve zayıfız. Bu karmakarışık durum ve zıtlıklardan doğuyor her şey. Farklı olarak, kadının yerine ve toplumdaki her bir bireyin özellikle erkeklerin onlardan beklediği görev sayılan törelere de değinmiş yazar. Kitabın en güzel satırlarından biri şuydu bence. " 'Onlar kusursuz kızlar' dediğini duyardım sık sık. 'Her erkek onlarla mutlu olur, çünkü acı çekmek için yetiştirilmişler.' " Ve önemli noktalardan başka biri katil olan ikiz Vicario kardeşlerin gizli yardım çığlığıdır ki bence romanın vermek isteği en önemli mesajlardan biridir. Aslında cinayeti işleyen töre ve kimin koyduğu belli olmayan görevlerdir. Aslında ikizlerin bütün çabası ve sürekli herkese "Biz Santiago Nasar'ı öldüreceğiz." demesinin sebebi aslında bunu yapmak istememeleri ve birisininde çıkıp onlara engel olmasını istemeleridir ve adeta bunun için içlerine içlerine çığlık atarlar bana yardım edin diye ama toplum Santiago Nasar'a yardım edemediği gibi onlarıda ömürleri boyunca peşlerini bırakmayacak bir etiketin kurbanı yaparlar. Kısacası kardeşler öldürmek istemez ama zorundadır çünkü toplum onu aşağılar, hor görür ve erkeklik egolarını zedeler. Farklı olarak yazarın ırkçılıktan -Santiago Nasar'ın babası Arap kökenli, hatta kitapta onlardan Türk diye bahsediliyor.- din ve din adamlarına yönelik taşlamalara varıncaya dek bir sürü konuya iğne ucuyla bile olsa dokundurduğunu hissettirdi bana. 107 sayfa olmasına rağmen içine çok şey sığdırmış bir kitap ve basit bir cinayet romanı gibi gözüksede bundan çok daha fazlası. Çok severek okudum ve yazarın bakış açısınıda sevdim açıkçası diğer kitaplarınıda okumak için sabırsızlanıyorum. :)
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.