472 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
"Birisi kırmızı bir burun görünce, üstünkörü, burnun kırmızı olmasıyla nedense yetinir ve dalga boyuyla mikromilimetrik olarak tamı tamına söylenebilmesine rağmen bunun kırmızının tam olarak hangi tonu olduğunu neden hiç sormaz, bunları öğrenmek aslında önemli olabilirdi; halbuki insan, içinde yaşadığı şehir gibi, çok daha karmaşık bir mesele söz konusuyken, bunun tam olarak hangi şehir olduğunu daima bilmek ister." -Sayfa 14

Beni daha kitabın başlarında sarsan bir cümleydi yukarıdaki gördüğünüz alıntı. Daha kitabın başlarında nasıl farklı bir düşünce yapısıyla karşı karşıya kaldığınızı, yazarın incelikle üzerinde düşündüğü fikirlerini, kitap boyunca üzerinize boca edeceğini görebiliyorsunuz. Bu öyle bir boca ediş ki sanattan, spora, felsefeden, matematiğe, siyasetten, toplumsal eleştiriye türlü türlü fikir sağanağına -son derece özel bir dille- maruz kalıyorsunuz.

"Ulrich de kompozisyonunda vatan sevgisi hakkında, ciddi bir vatan sevdalısının kendi vatanını asla en iyi vatan olarak göremeyeceğini yazar; hatta içine doğan bir yıldırımın hızıyla -bu yıldırımda neler olduğunu görmekten çok onun ışıltısıyla gözleri kamaşsa da- yazdığı o şüpheli cümlenin peşine bir ikincisini de eklemiş, muhtemelen Tanrı'nın bile dünyası hakkında ihtimaller üzerinden konuşmayı tercih edeceğini yazmıştı, çünkü tanrı dünyayı yaratır, yaratırken de onun gayet tabii başka türlü olabileceğini de düşünür." -Sayfa 27

Bir yazar neden kitabın ana karakterinin adını "Niteliksiz Adam" ismini koyar ki? Bu bir modern insan eleştirisi mi yoksa kendi karmaşıklığına, kafası karışıklığına bir dokunduruş mu? Modern zamanın çarpıklığına, kaotik ortamına, kraldan çok kralcılığına, bozulmuş yapısına mı bir atıf yoksa? Yoksa var olduğu topluma uyumsuz, tutunamayan değil tam tersine inadına tutunmayan fakat her daim ilgi çekici bir karakterin başrol oynadığı "alayına gider" bir roman mı?

"Walter'in nutku tutulmuştu, aranıyor, sendeliyordu. Birden patladı: "Niteliksiz bir adam o!"
Clarissa kıkırdayarak, "Ne dedin?" diye sordu.
"Hiç, Hiçbir şey işte!"
Ama bu söz Clarisse'i meraklandırmıştı.

Walter, "Bu gün onlardan milyonlarca var," diye iddiada bulundu. "Çağımızın yarattığı bir insan nesli bu!" Kazara söylediği söz kendisinin de hoşuna gitmişti; bu söz onu sanki bir şiire başlıyormuşçasına, daha tam bir anlam çıkarmadan konuşmaya devam etmeye sevk etti. "Ona bir bak! Sence neye benziyor? Hekim gibi, tüccar, ressam veya diplomat gibi mi duruyor?

Clarissa makul bir tavırla, "Durmuyor, çünkü değil," dedi.
"Peki, acaba matematikçi gibi mi görünüyor?!"
"Bilmiyorum; matematikçiler nasıl görünür, bilmem!"
"Çok doğru bir şey söyledin! Matematikçi dediğin bir şeye benzemez; yani entelektüelliği o kadar geneldir ki belli bir içeriği yoktur!" - Sayfa 89

Ve Kakanya. İki milletli, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na yazarın verdiği ismidir Kakanya. Birbirinden ayrık yapılara sahip iki milletin zorunlu ortak imparatorluğu. Tersliklerin memleketi, kara mizahın konu edinebileceği malzemenin bolluk bereket içerisinde bulunduğu enteresanlık yurdu.

"Üstelik Kakanya'da dahiler daima hödük sanılır ama asla başka yerlerde olduğu gibi, hödükler dahi sayılmazdı."
-Sayfa 46

Kitabın birinci bölümü ana karakterimizin Ulrich'in yaşamına bir göz atıştır. Tanrı yazar, bize Ulrich'i ve çevresini detaylı bir şekilde tanıtır -tabii ki hayata ve her şeye dair fikirleriyle birlikte. Sevgililerini, arkadaşlarını, babasını, niteliksiz adama dönüşünü kısa kısa bölümler halinde anlatır bize Musil. Niteliksiz Adama dönüşümünü dedim değil mi, hadi biraz da bu kısma değineyim.

Ulrich 32 yaşında, paralı, güçlü kuvvetli, bilgili, matematikçi, kadınlar için ilgi çekici fakat hayatta tüm bu elindekilere rağmen herhangi bir "şey" olamamış birisidir. Birçok mesleği, birçok uğraşıyı denemiştir ama hiçbirinde kal(a)mamıştır. Aslında bir aylak adam değildir, zihni bir makineymiş gibi konuşur, çeşitli düşüneler üretir hayata dair. Fakat hiçbir şekilde toplumda bir yerin içinde kendini konumlandıramaz. Zihni modern zamanın zehriyle beslenmiş, bir tutunmayandır kendisi tıpkı arkadaşı Walter gibi. Her ikisi de dehalarını eylemsel olarak kullanamazlar. Fikir bazında muhteşemdirler ama iş bunu kullanmaya ve toplumun içerisinde sivrilip parıldamaya geldiğinde atalet giysisi vücutlarını sarıp sarmalar ve onları hareketsiz bırakır.

Kitabın ikinci bölümü ise bir Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yani Kakanya paradosidir: Paralel-yapı. Kont Leinsdorf'un himayesinde Ulrich'in kuzini güzeller güzeli Diotima'nın evinde, Paralel-yapı adlı imparatoru ve böylelikle de imparatorluğu yüceltme toplantıları başlar. Bu toplantılar kraldan çok kralcıların toplandığı, kaotik ve kakafonik ortamıyla tam bu imparatorluğa yakışan, Ulrich'in kara mizahıyla bizlere gösterilen çürümüş toplumun kendince eylemsellik çabalarıdır. Herkesin kendi fikrini ve menfaatini kolladığı, ortaya tonla fikrin saçılıp hiçbir eylemin gerçekleşmediği, suya sabuna dokunulmaktan itinayla kaçınıldığı keşmekeş ortamıdır. Aslında bu bölümde yazar, bulunduğu toplumu ve sistemi son derece güzel, naif bir dille kıyasıya eleştirir. Toplum da tıpkı Ulrich gibi eylemsizdir. Eyleme geçmeye çalışılır ama yararsız birkaç denemeden öteye geçemez. Yani sonuç koskoca bir sıfırdır.

Niteliksiz Adam, yazar Robert Musil'in ömrünü adadığı son derece özel bir dille yazılmış modern zaman ve toplum eleştirisidir. İçerisinde tonla karakteri barındıran, birçok güzel tespit ve insanlara yönelik eleştirel düşünceyi barındıran bir edebiyat harikasıdır. Yazarın son zamanlarında parasızlık nedeniyle yaşadığı sağlık sorunları sonucunda ne yazık ki tamamlanamadan Musil ölmüştür. Yazar, üniversitede felsefe, psikoloji, matematik ve fizik okumuştur. Bir anlamda Ulrich karakteriyle hem kendini anlatıp hem de bulunduğu zamanda kendini bulamamış, varoluşsal sıkıntılar çeken insan yaşamına ışık tutmuştur. Ben ayrıca Niteliksiz Adam romanının, Türk edebiyatının son derece kıymetli eserleri olan, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ına ve Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ına da esin kaynağı olduğunu düşünüyorum.

Son olarak birkaç sözde kitabın çevirmeni Sami Türk için söyleyeyim. Niteliksiz Adam 1 ve 2 kitapları Ahmet Cemal çevirisiyle yıllar önce YKY tarafından yayınlanmıştı. Fakat bu iki kitap romanın yalnızca yarısını oluşturuyordu. 2018 Yılında Aylak Adam Yayınları cidden çevirmen Sami Türk'le birlikte büyük bir iş başarıp bu koca kitabın tamamını çevirip bastılar. Açıkçası çeviri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki benim gözüme batan herhangi bir şey olmadı. Okurlara bu baskının çevirisini rahatlıkla önerebilirim. Tabii ki Ahmet Cemal son derece büyük bir çevirmen. Arada mutlaka bir lezzet farkı olacaktır ama bu farkın çok büyük olmayacağından da rahatlıkla emin olabilirsiniz.

İncelemeyi de kitaptan şu güzel alıntıyla bitiriyorum.

"İnsan, iradesini seçtiği sürece özgürdür; onun insani arzuları, yani duyuların uzviyeti de denebilecek arzuları varsa, kısacası doğru düzgün düşünemiyorsa o zaman özgür değildir."
-Sayfa 431